reklam
reklam
hava
DOLAR %
EURO %
GRAM ALTIN %
ÇEYREK A. %
BITCOIN %
reklam

2015’ten 2020’ye Türk Turizmine Hızlı Bir Bakış

Son Güncelleme :

08 Şubat 2020 - 10:57

2015’ten 2020’ye Türk Turizmine Hızlı Bir Bakış

2015’ten 2020’ye Türk Turizmine Hızlı Bir Bakış

Sirius Deluxe Hotel Genel Müdürü İsmet Ergüleç; “2015’ten 2020’ye Türk Turizmine Hızlı Bir Bakış” başlığını taşıyan köşe yazısı ile 2015’ten 2020’ye Türk Turizmini   değerlendirdi.

Antalya turizminin zirve yaptığı 2014 yılının özgüveniyle girdiğimiz ve başta da iyi giden 2015’in son dönemi, 2016 -turizm felaketi- yılının öncü sarsıntılarını vermeye başlamıştı. Dolar / Ruble paritesindeki ciddi hareketlilik, ardından yaşanan komşu ülkelerdeki karışıklıklar, Rus uçağının düşürülmesi, Ankara, Atatürk Havalimanı, Sultan Ahmet, Reina terör saldırıları ve darbe girişiminin yanı sıra; Almanya, Avusturya ve dolayısıyla Avrupa birliği ülkeleri ile gerilen siyasi ilişkiler derken 2016 yılı, ziyaretçi sayısında ve gelirde turizm tarihimizin en kötü yılı olarak aklımıza kazınmıştı.

Kötüsü Olmaz

Artık 2016’dan daha kötüsü olamaz diyerek başladığımız 2017 yılında Rusya ile yaşanan kriz unutulmuş, yaralar sarılmış ve Rusya zirvedeki yerini geri almıştı. Aynı şekilde Ukrayna da hızla ilerlemeye devam ediyordu. 2016’da önemini keşfettiğimiz iç Pazar, 2017’de de turizmcilerin gözdesiydi ve potansiyeli turizmcileri iştahlandırıyordu. 2017 yılında Rusya, diğer BDT ülkeleri ve iç pazardaki hareketliliğin aksine Avrupa kötüye gidiyor ve erken rezervasyon döneminde dahi bu hissediliyordu. Almanya’daki düşüş sektörü derinden etkilemişti. İskandinavya, Hollanda, Polonya ve İngiltere geçmiş yılların ve beklentilerin gerisindeydi. Avrupalı turistlerin özellikle sezon sonu ve sezon başı gibi düşük dönemlere gösterdiği ilgi azalınca, sezon da tabiri caizse daha da kısalmıştı.

2017 yılı 2015’ten 2016’dan kat be iyiydi

Kafalar karışıktı ama özellikle Rusya ile yaşanan krizin aşılması umudu besliyordu. Evet, 2017 yılı 2015’ten kötü ama 2016’dan kat be kat iyiydi; nispeten doluluklar artmış, 2016’da kapalı olan oteller yeniden açılmıştı. Bir önceki yıl yaşanan kriz, özgüveni yok etmiş ve paniği beraberinde getirmişti. Bu şartlar altında düşen talep ve kötünün iyisine razı olma refleksi ile dolulukların artmasına rağmen, fiyatlar oldukça düşmüştü. Ancak bunca olumsuzlukla beraber, 2018’e dair iyi sinyaller de gelmeye başlamıştı.

2018 yılı Türkiye’ye Geri Dönüş

Tur operatörleri 2018 için ciddi kapasite artışı planlamış ve beklentileri de bu yönde olmuştu. Erken rezervasyonlar geçmiş iki yılın aksine tüm pazarlarda artıştaydı. Özellikle İngiltere ve Polonya’da ciddi talep artışı görülüyordu. 2016 yılında yaşanan terör olayları, darbe girişimi, AB ile girilen gergin siyasi ilişkiler gibi birçok olumsuz gelişme sonrasında gerileyen turizmimiz, 2017 yılında nispeten oluşan güven ortamı sayesinde ziyaretçi potansiyelini de doğal olarak artırmıştı. Bu iki yıl içinde, bahsi geçen sebeplerle “Türkiye tatili” tercihinden vazgeçip; İspanya, Yunanistan vs. gibi ülkeleri tercih edenlerin, bu ülkelerdeki yüksek fiyat, turist yoğunluğu ve düşük hizmet kalitesi gibi eleştirileri dile getirdiklerini de duyuyor ve 2018 tatilleri için tekrar ülkemizi seçtiklerini görüyorduk.

2018 Gümbür Gümbür

Evet, 2018 gümbür gümbür gelmişti. Hemen hemen tüm pazarlarımız eski güçlü konumlarına geri dönmüştü. Ancak, kriz yıllarında sektöre can veren iç Pazar, 2018 yılında döviz kurlarındaki ciddi artış sonrasında biraz da kenara itilmişti.2018 yılı sonunda herkes mutluydu. Türk turizmi 2016’nın derin yaralarını kısa sürede sarmış, 2017’de toparlanma sürecine girmiş, 2018’de ayağa kalkmış ve 2019’da koşmaya hazır hale gelmişti.

2019 Thomascook İflası

Beklenildiği gibi de oldu. 2019 yılında Türk turizmi ve bölge turizmi rekora koşarken, Türkiye bir dönemler hayal gibi görünen, yıllık 45.000.000 yabancı ziyaretçi sayısını, Antalya ise 15.000.000 yabancı ziyaretçi sayısını aştı. 2019 yılı bir de iflasa sahne oldu, dünyanın en büyük ve en eski seyahat acentelerinden Thomas Cook Eylül ayında iflasını açıkladı.

2020 yılında Antalya’da çift Değil, Tek Haneli Büyüme

Son üç beş yıl içinde en iyi ve en kötüyü yaşayan sektör, 2020’ye son gaz girdi. Halihazırda gelecek sezonun nabzının tutulduğu fuarlardan da iyi sinyaller almaktayız. 2019 Kasım Ayı’nın ilk haftasındaki WTM İngiltere fuarından ve kasımın ikinci yarısında gerçekleştirilen TT Warsaw Polonya fuarından satışlarda artış haberleri geldi. Özellikle bu iki Pazar, potansiyelleri itibariyle Türk turizmin geleceğinde daha da önem kazanacak gibi duruyor. 2020 Ocak Ayının sonunda İstanbul’da organize edilen EMITT fuarı da, daha çok iç pazar odaklı gibi görünse de sektörün tüm bileşenlerini ve tüm pazarlarını bir araya getirip sezona ışık tutar. EMITT’te de elde edilen izlenimler, önceki fuarlara paralel veriler içeriyor.

Yani 2020 hem kişi başı satış fiyatları hem de doluluk artışlarına sahne olacak gibi görünüyor. Ancak bu artışla ilgili şahsi düşüncem, Antalya bölgesi için piyasada beklenildiği üzere iki haneli artış rakamları yerine,  en iyi ihtimalle %8 ile%10 aralığında olacağı yönünde. Çünkü, 2019 yılında zaten yüksek sezon dediğimiz dönemi Antalya otelleri %100’e yakın doluluklarla geçirdi. Dolayısıyla muhtemel artış, daha çok düşük sezon dediğimiz dönemlerde gerçekleşecek gibi duruyor.

Ülkemiz dünyanın en dinamik ve en önemli turizm ülkelerinden biridir, ancak ne yazık ki ağırladığımız ziyaretçi sayısı ile elde ettiğimiz gelir doğru orantılı değildir. Sadece ziyaretçi sayılarındaki olumlu gelişmeler baz alınarak, yanıltıcı sonuçlara kapılmaktan kaçınılmalıdır. Gelecek planlarımız salt doluluk üzerine değil, kişi başı gelirin arttırılması temeline oturtulmalıdır.

Ülkemiz güzeldir ve çok büyük bir turistik potansiyel barındırmaktadır. İhtiyacımız olan ise özgün olmak, çok çalışmak, cesaret ve sabırdır.

GM Derginin Diğer Haberlerini Okumak İçin Tıklayınız.

YORUM ALANI

ismail önder 08 Şubat 2020 / 12:19 Cevapla

Tebrik ederim. Başarılarınızın devamını dilerim. Ülkemizi yönetenler, Turizmcileri desteklemenize ihtiyaç yok, kösteklemeyin yeter.

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.