GM DERGİ ÖZEL HABER: TÜRK TURİZMİ NASIL KURTULUR?

Güncel, Sektörel Haberler, slide 28 Ekim, 11:50'de eklendi

Bugün yaşananlar dünün faturası mı yoksa siyasi ve ekonomik sürecin bize getirdiği süreç mi diye düşünme zamanı değil artık, Artık Aylardır söylediğimiz ve yine söyleyeceğimiz gibi eyleme geçme zamanı !

2015’in sonlarında başlayan Rus Uçak krizi ile başlayan 2016 yılında Türk turizm tarihinde pişmiş tavuğun başına gelmeyen ne varsa hepsini yaşayan Türk turizminin 2017’si eh işte kıvamında sona ermek üzere Son iki yılda önce Rusların ülkemize gelmemesi sonra tam Ruslar geldi derken Avrupa’nın bize küsmesi (ki bunlara neden olan siyasi ve ekonomik olaylardan bahsetmeye gerek yok artık) ile düşen fiyatlar, sektörden kaçan personel, satılamayan turlar, ödün verilen kalite, düşmese de tek ayakla yürümeye çalışan bir Türk turizmi karşımızda Bir söz vardır, “ Bazen yükselmek için en dibi görmek gerekir” Türk turizmi dipten yükselişe geçmeye yavaş yavaş başladı ama, bu nokta da 2018 için neler yapılması gerektiğini oturup detaylıca konuşmak ve en önemlisi topyekûn hareket etmek artık şart 2017 sezonun son günlerinde 2018 yılı hazırlıklarına başlayacağımız şu günlerde GM Turizm ve Yönetim Dergisi olarak Türk Turizminin geleceği  için neler yapılması konusundaki sektörün fikirlerine kulak verdik “ TÜRK TURİZMİ NASIL KURTULUR ? ”  sorumuza bakalım sektör hangi yanıtları vermiş !

İŞLETMELERİMİZ AYAKTA TUTMALIYIZ !

Türkiye Otelciler Birliği TÜROB Başkanı Timur Bayındır ; bu sıkıntılı dönemi atlatmaya çalışırken, işletmelerimizi ayakta tutabilmek gerekmektedir. Bu amaçla, Mevcut borç stoku ve sermaye akışının normale dönmesinin sağlanması amacı ile düşük faizli ve uzun vadeli işletme kredilerinin kullandırılması,  SGK ve Muhtasar ödemelerinin 1 Ocak 2018 tarihine kadar faizsiz olarak ertelenmesi, Çalışanların SGK işveren payının yüzde 50’si Hazine veya İŞKUR tarafından karşılanması, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na alınması,  Turist başı teşvikler, yurt dışında doğrudan turistlere satış yapılan ülkedeki seyahat acentesine yapılması ve tüm yurdu kapsaması gereklidir.

2018’ DE TALEP ARTACAK !

Türkiye Otelciler Federasyonu TÜROFED Osman Ayık; “Avrupa’da kayıp yaşanan pazarların İspanya, Yunanistan gibi destinasyonlara kaydı. Bu ülkelerin hiçbirinin Türkiye kapasitesini ikame edemeyeceğini söyledi. Ayık, “İspanya, Yunanistan, Bulgaristan’a olan yoğun talep fiyatları da yüzde 20-30 oranında artırdı. Zaten hizmet kalitesinde Türkiye’nin çok gerisindeler. Tur operatörleri için de çok kârlı pazarlar değil. Bu gibi nedenlerden dolayı gelecek yıl Türkiye’ye olan talebin artacağını düşünüyoruz.

2018 STRATEJİSİ AVRUPA BAZ ALINARAK OLUŞTURULMALI

Akdeniz Turistik Otelciler Birliği Başkanı AKTOB Erkan Yağcı; “Genel anlamda 2017 yılı Antalya turizmi için büyüme yılı odu. Fakat tüm bu hızlı dönüşün temelinde konaklama sektörünün verdiği ciddi fiyat indirimleri bulunuyor. Avrupa pazarında ve özelde ise Almanya’daki talebi tekrar pozitife çevirip 2018 yılında fiyatlarımızı sürdürülebilir seviyelere çekmemiz gerekecektir. Bu noktada kamu kesiminin acil olarak sektörle işbirliği zemini oluşturup 2018 yılının temel stratejisini Avrupa pazarını baz alarak oluşturmalıdır.”

TANITIM VE MARKALAŞMA YÖNÜNDE HAREKET EDİLMELİ 

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği POYD Başkanı Hakan Duran : Türk turizmi önümüzdeki yıllarda 2016 ve 2017 deki gibi sıkıntılar yaşamaması için turizm hareketi yaşadığımız ülkeler ile ilişkilerimizi her zaman sıcak tutmalıyız.

İlişkilerin bozulmasının bizlere nelere maal olduğunu Rusya ve Almanya örneklerinde gördük. Tabi ki iş sadece ilişki ile de kalmamalı, bölgesel tanıtım ve markalaşma yönünde hareket edilmeli reklam ve pazarlama organizasyonlarına hiç durmadan devam edilmelidir. Misafirler tatil beldelerimizden vazgeçememeli, her zaman bu bölgeler hakkında konuşmalıdır. Bunun için de hizmet kalitemizi her zaman yüksek tutmalıyız. En ufak bir sıkıntıda hizmetimizi düşürerek, bunu da fiyata yansıtarak misafir beklememeliyiz. Otellerimizi 12 ay açık tutabilmek adına alternatif turizm imkanları yaratmalıyız. Ülkemizde 300 gün güneş nereyse hiç çekilmemektedir. Bunu kullanarak özeliklikle İskandinav ülkeleri öncelikli olmak üzere yaşlanan bütün Avrupa ülkelerinin 3. yaş grubu insanlarına kış tatili imkanı sunmak gerekir.

Hatta yaslı bakım evleri alternatifi ile bu misafirleri ağırlama imkanımız vardır. Bunun için hükümetimizin, Avrupalı ülkeler ile sigorta ve diğer hukuki anlaşmaları çözümlemeli. 12 aylık operasyon sayesinde personel de istikrar sağlama imkanını sağlar, hizmet kalitemizi daha da arttırma imkanı buluruz. Tabi ki bu konunun yanına spor, kongre, kültür, gurme ve sağlık gibi alternatıif turizm imkanlarına ciddi bir şekilde yüklenilmesi gerekir.  Bunun dışında online kanallar üzerinden rezervasyon imkanlarımızı arttırmamız gerekir.

 

 ”TÜRK TURİZMİNİN İLACI DESTİNASYON YÖNETİMİ”

Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince ; “Türk turizminin başarıya ulaşılabilmesi için topyekun bir bakış açısına ihtiyacı var. Otelcilik turizmin sadece bir parçası. Çevre, altyapı, enerji, ulaşım gibi birçok konu var. Başarıya ulaşabilmek için tüm bu unsurların işbirliğine ve birlikte ele alınmasına ihtiyaç var. Türk turizminin ilacı ‘destinasyon yönetimi’ . Destinasyon yönetimi ile iç pazarda tekrar eski günlere daha kısa sürede kavuşulmasının zor olmadığını sözlerine ekledi.

”RAKAMLARIN ESKİ SEVİYESİNE YÜKSELMESİ BATI AVRUPALI TURİSTE BAĞLI”

Limak Grubu Turizm Koordinatörü Kaan Kavaloğlu ; “Ülkedeki turizm hareketinin kaynağına iyi bakmak lazım. 2014-15 yıllarında biz paket turda 820 doları üzerine çıkmıştık. 2016 yılında bu rakam 700 doların altına düştü. Bu rakamın eski seviyeye gelebilmesi için bir defa Batı Avrupalı turistin Türkiye’yi tercih ediyor olması lazım. Hem Avrupa hem Rusya tercih ettiğinde fiyatlar yükselir. Ancak Avrupalı turist gelmeyince Rusya’daki en yüksek potansiyeli almak adına fiyatlar düşüyor.   Avrupa’da şu anda ciddi bir ekonomik kriz yok. Avrupalı turistin şu anda gelmemesinin nedeni, Avrupa basınında çıkan ve algı yönetimi üzerine kurulu olan olumsuz haberler. Dünyanın en büyük 5 turizm kaynak pazarı ABD, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya. Biz bunların içinden sadece Almanya ve İngiltere’den besleniyoruz. Turizmi çeşitlendirip, bölgesel olarak farklı dallara yayamazsanız geliri sadece belli turizm çeşitlerinden alabiliyorsunuz. Dolayısıyla en ufak dalgalanma veya kötü haberden etkileniyorsunuz.  Çin ve Hindistan’dan Türkiye’ye turist getirilmesi uzun süredir konuşulan bir konu. Buralardan ziyaretçi alabilmeniz için o ülkelere yakın turizm bölgelerine alternatif yaratabilmeniz gerekiyor. Burada sadece ABD ciddi bir kaynak ve o da kruvaziyer turizminin gelişmesiyle ilgili. Ancak son 3 yıldır o alanda da büyük gerileme yaşanıyor. Dolayısıyla ABD ve Çin’den sadece kültür turisti alabilirsiniz.

TÜRK TURİZMİ DİJİTAL ALANDA HAMLE YAPMALI

Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği ATİD Başkanı- Birol Akman 

Türk turizmi 1980’lerden sonra çok hızlı bir atılımla büyüdü. Bu büyüme turizmimin her sektörüne çok farklı yansıdı. Bazı alanlarda yakalanan devasa büyüme, maalesef bazı alanlara tam yansımadı. Örneğin tesis kalitesi, personel kalitesi hızla artarken tanıtım ve bunun sürdürülmesi konusunda çok büyük adımlar atılmadı. Bugün Güneş, Deniz, Kum üçlüsünün hakim turizm şekli olarak devam etmesi. Her şey dahil konseptle alım gücü düşük Türkiye’ye taşınması. Geleneksel pazarlarda sabitlenilmesi ve pazarın çeşitlendirilememesi turizmimizin gelişmesine engel oldu. Bugün turizm dediğinizde karavan, sörf, din, gastronomi, tarımsal, tabiat, kayak, spor, bilimsel, alışveriş, fuar, kış, av, sağlık, kongre vb onlarca dalda turizm alanı var. Ne yazık ki bu alanlarda yeteri kadar etkili değiliz.

Dünya’daki turizm trendlerinin mutlaka iyi izlenmesi gerekmektedir. Dünya çok hızlı bir değişim içinde kendini geliştiremeyen, yenileyemeyen tüm sektörlerde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Dijital teknolojinin gittikçe ekonomi üzerindeki ağırlığı Turizm sektöründe de kendisini göstermektedir. Dijital tanıtım, dijital pazarlama gün geçtikçe turizmin en ağırlıklı alanları oldu. Türkiye bu alanda mutlaka hamle yapmalı.

Türkiye’nin turizm potansiyeli çok büyük.Bunu,  turizm sektörünün 10 yıl öncesini kıyasladığımızda çok net şekilde gözlemleyebiliriz.2001-2002 yıllarında ülkemize gelen turist sayısı 5-6 milyon civarındayken 2023 yılı hedeflerinde 50  milyon turist gibi rakamlardan bahsedilir hale gelinmiştir. Geçtiğimiz 10 yılda turist sayımızı 30 milyon arttırarak 6 katına çıkarttıysak 2023 hedeflerinin de reel hedefler olduğunu söyleyebiliriz. Önümüzdeki yıllarda da aynı ivme yakalanabilir. Türkiye‘nin potansiyeli çok büyük. Gerekli adımlar atmak ve tanıtıma, uluslararası desteğe biraz daha pay ayırmak gerekir. Bu tarz çalışmalar yapılmalı, özellikle eğitime, turizm sektöründe çalışan personelin aldığı eğitime önem verilmeli. Bunlar turizme katma değer sağlayan noktalardır. Turisti getiren ve tekrarını, sürekliliğini sağlayan,  turistin aldığı hizmetin kalitesidir. Bunun örnekleri Türkiye‘de bulunmaktadır.  Bu örneklerde izlenilen yöntemler ve atılan adımlar örnek alınabilir.

Türkiye gibi turist kabul eden ve turizmden beklentisi bulunan ülkeler birbirinin rakibi durumundadırlar. Bu bakımdan tanıtım ve pazarlama tekniğini çok iyi ve bilinçli kullanma zorunluluğumuz vardır. Bu olay yarınların dünyasında da zor ve çetin geçecektir. Tanıtım bir uzmanlık işidir. Tanıtımın temelinde sağlıklı bir iletişimin bulunduğunu unutulmamalıdır. Ancak, ülkemizi dünyaya iyi tanıtmanın yolu da ülkemizin değerlerini ve varlıklarını da iyi tanımaktan geçtiğini de çok iyi kavramalıyız.

TURİZM POLİTİKASI OLUŞTURULMALI

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı ve Türkiye Otelciler
Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Sili:

2015 senesinde Rusya’nın yüzde 20 kapasite kaybıyla turizmimizde başlayan düşüş 2016’da en yüksek seviyeye ulaştı. Rus uçağının düşürülmesiyle birlikte Rusya pazarını neredeyse tamamen kaybettik. Avrupa pazarında da yüzde 30 gerileme söz konusuydu. 2017’ye girerken yapılan girişimler neticesinde Rusya’yla ilişkilerin toparlanması ve Rus uçuşlarının tekrar Türkiye’ye başlaması, Rusya ve bağlı bulunan diğer ülkelerdeki kapasitenin 2015 sayılarının üzerine çıkması sonucunu doğurdu. Bir yandan sayılar artarken hem o sayıları arttırma adına hem de Avrupa pazarında 2016’ya rağmen düşen
sayıları toparlama adına verilen indirimlerle gelirlerde azalma oldu. Bu durum Türkiye’ye talep gösteren turist profili ve karlılıklar açısından olumsuzluk oluşturdu. 2018’de Rus pazarı ve bu ülkeye bağlı pazarların gelişlerinin aynı şekilde devam edeceğini öngörüyoruz. Avrupa’da özellikle Almanya’daki seçimlerin akabinde başta Almanya ile olmak üzere Avrupa ve Türkiye arasındaki ilişkilerin bugünkü gergin seviyeden uzaklaşacağını tahmin ediyoruz. Tüm bunların neticesinde 2018 senesi itibariyle Rus turistlerin gelişinin devam etmesi ve Avrupa’da 2016 seviyesi veya biraz üzerine çıkılabileceği öngörüsüyle toparlanma sürecine girileceğine inanıyoruz. Fakat kısa vadede tamamıyla  toparlanmak söz konusu değil. Türkiye’de özellikle Akdeniz Bölgesi sahil bölümünde artmaya devam eden çok ciddi bir yatak kapasitesi var. Bu bağlamda her zaman ifade ettiğimiz ve hükümetin de başlattığı şekilde turizmde kaynak pazar çeşitliliği ile birlikte ürün çeşitliliğini arttırma zorunluluğumuz var. Elimizde Anadolu toprakları gibi çok ciddi bir değer var. Kültür anlamında insanlık tarihinde dünyaya yön veren bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu anlamda bunun öncelikle değerlendirilmesi lazım. Sağlık ve spor turizmi, İstanbul pazarının şu süreçte büyük ölçüde kaybettiği kongre turizmi gibi ürün çeşitlerinin üzerinde durulması ve sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Bir yandan da özellikle mevsimsellik anlamında faaliyet gösteren sahil turizminden uzaklaşan bir personel gerçeği var. Bunun da çözümü, mümkün olduğu kadar turizm sezonunu 8-10 aya uzatabilmekten geçiyor. İnsanların sektörden kopmadan geleceğe yönelik planlarını yapabilmelerini sağlamamız
lazım. Bir yandan da turizm eğitim kalitesini arttırmamız lazım. Branşlaşma yapılarak müfredatın çok iyi ele alınması gerekli. Turizm okullarında okuyan evlatlarımızın staj görebilecekleri çok büyük bir
kapasite mevcut. Bunu da değerlendirmek lazım. Konaklama Sektörü Yasası ve Turizm Mezunları Meslek Yasası çıkarılması gerekli.

Sonuçta Türkiye turizminin toparlanmasının orta vadede gerçekleşebileceğine inanıyorum. Yapılması gerekenlerin en başında genel anlamda bir turizm politikasının oluşmasını sağlamak geliyor. Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ricacı bir bakanlık konumunda. Türkiye turizmi, ekonomik anlamda, istihdam anlamında, diğer sektörlere etkisi anlamında ele alındığında öncelikli bir sektör. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bu bilinçte olan ve sektörün içinden yetişmiş insanların yer edinmesi lazım.

TANITIM ŞEKLİ DEĞİŞMELİ

Dünya Bayrak Sahibi Gülizar Cingöz Tankay

Nitelikli turisti bölgemize çekmek için; tanıtım şeklinin değişmesi gerekir. Her şey dahilin dışında turizmcinin hakkettiği kaliteye uygun müşteri ile buluşması genel anlamda sektörün lehine olacaktır. Tanıtım ve fuarlarda Antalya’nın ucuz bölge durumundan kurtulmalıdır. Nitelikli personel nitelikli hizmet bu da konfor demektir…Dünya ortalamasına bakıldığında bölgemiz buna cevap verecek durumdadır. Turizmcimiz bizim göz bebeğimizdir. Turizmde kalite demek; GIDA TEKSTİL,İNŞAAT VE REKLAM vs… SEKTÖRÜNDE HAREKET DEMEKTİR… Nerede hareket orada bereket diyerek bakış açımızı gözden geçirelim…

HANUTÇULUĞUN ÖNÜNE GEÇİLMELİ VE DESTEK PAKETLERİNİN DEVAMLILIĞI SAĞLANMALI

Fatih Cantürk İp Hotels Satış & Pazarlama Koordinatörü

2014 yılında Türkiye’de yaklaşık 35.000.000 turist ağırladığımız dönemden sonra, 2 yıl boyunca terörizmin zirve yaptığı ülkemizde, özellikle Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi riskli bir ülke ilan etmesinin ve ardından Rusya ile yaşanan talihsiz olaydan sonra bu sayı 12.000.000 seviyelerine yani dip seviyelere kadar geriledi.  Gelişen bu olaylardan dolayı, fiyatlarımız son 2 sene içerinde bölge –  bölge, otel-otel değişse de ortalama %30 civarında geri geldi.  2017 yılı itibari ile özellikle Rusya’nın tekrar aktif olması ile doluluklar her ne kadar artsa da,  fiyatlarımız aynı eğilimde artış gösteremedi. Artan maliyetlerden dolayı, ister istemez azalan karlılıklar, sunulan hizmet kalitesini aynı oranda düşürmüştür. Lokomotif bazı ürünler hariç, çoğu tesislerde bu durumu gözlemliyoruz.  Türkiye her zaman dünya coğrafyasında, tarihi dokusu, tarım çeşitliliği, doğası, yeni tesisleri ve hizmet kalitesi ile her zaman dünyanın en önemli turizm destinasyonları içerinde yer alacaktır. Bizim en büyük sorunumuz bu durumda ulaşılabilir olmamızdır. Artacak olan her bir ek uçağın önemi çok büyüktür. Bu anlamda riski en çok alan operatörlerimizi bir şekilde koruyabilmek adına, hanutçuluğa biz otelcilerinde göz yummaması gerekmektedir. Misafir otelden gitsin de kiminle giderse gitsin felsefesinden uzaklaşıp, operatörlerin karlılıklarını arttırıp, operatörlerin operasyon zararlarını otellere yansıtma eğilimini kırmamız ve daha kaliteli ve güvenilir hizmet almalarını teşvik ettirmemiz gereklidir. Devletimizin son bu gelişen olaylardan sonra vermiş olduğu katkılarda göz ardı edilemez. Özellikle, operatörlere vermiş olduğu uçak katkı payının yanı sıra, otellere sağlamış olduğu özellikle 5510, 687, 1687 ve 6661 nolu teşvik ve indirim paketlerini en azından aynı seviyede 2018 sezonu içinde devam ettirmelidir.  Şunu unutmamak gerekir ki; bizler kalitemizi asla düşürmemiz gerekir. Umut ediyorum ki 2018 yılı Avrupa’nın da tekrar geri dönüşü ile birlikte 1-2 sene içerinde tekrar dünyada en çok turist alan ilk 5 ülkenin içerinde tekrar yerimizi alacağız.

TURİZM ÖDÜN VERİLMESİ GEREKEN BİR SEKTÖRDÜR 

MUSTAFA ŞAHİN-    Commodore Elite & Suites Spa-  Monachus Hotel & Sp-   Genel Müdür

Ülkede öncü sektör olarak adlandırılan turizmde yaşanan sıkıntıların başında gelen ara eleman eksikliği, gün geçtikçe artırılan yatak kapasitelerine yetişemiyor. İşletmeciler, büyük yatırımlarla turizm sektöründe yerlerini alırken,bizler çalıştıracak kalifiye eleman bulamamanın sıkıntısını yaşıyoruz. Ülkede turizm sektörüne eleman yetiştiren üniversitelerin de bu konudaki eksikliği tamamlayamaması biz turizm işletmecilerini çaresiz bırakmaktadır. Turizm sektöründe çalışabilecek elemanların ortaokuldan itibaren eğitilmesi gerektiğine inanıyor ve devletin bu konuda bir an evvel önlem alması gerektiğini düşünüyoruz.  Turizm, ödün verilmesi gereken bir sektördür. Bu konuda çalışabilecek kişilerin özveri, esneklik ve kibarlığı iyi bilmesi gerektiğini düşünmekteyim.Üniversitedeki eğitimle tüm bunların kazanılması da mümkün değildir.Uygulama ve beceri eğitimi almaları özendirilmeli takip edilmelidir. Turizm sektöründe çalışabilecek elemanların öncelikle ortaokuldan itibaren eğitilmesi şarttır. Üniversiteler yalnızca üst kademelere personel yetiştirmektedirler, ancak asıl ihtiyaç,kalifiye ve ara  elemana olan ihtiyaçtır.  Yiyecek içecek departmanı, garson, komi,resepsiyonist,kat görevlileri gibi hemen hemen her bölümde eleman bulmakta büyük zorluklar yaşanmaktadır.Sektörde oluşan bu açığı son yıllarda turizm liselerinin zorunlu stajı olan öğrencileri ile kapatılmaktadır.Stajları bitiren öğrencilerin büyük çoğunluğu okulda gördükleri eğitim ve uygulamanın çalışma hayatında bambaşka olduğunu kavradıklarında,mesleğe olumlu bakmamaktadırlar.Turizm lisesi öğrencileri fiziği düzgün,kibar,zeki ve kesinlikle bu işe gönül vermiş elemanlardan mülakat yapılarak bu liselere kayıt edilmelidirler.  İşçi sirkülâsyonu oldukça fazla ve meslekten kopuşlar hızlanmıştır.Devletin bu konuda yapması gereken kalifiye eleman yetiştirmektir. Turizm meslek liseleri günümüz otelciliğine göre eleman yetiştirmemektedir. Ülkenin geleceği turizmdedir.Tüm sektör temsilcilerinin acilen bu konuda tedbir alması gerektiğini düşünmekteyim.

KALİTELİ FİLMLERLE TANITIM YAPILMALI

Okan Küçükmustafa – Club Megasaray Genel Müdürü

Turizmin 12 ay yaşayan bir hale gelmesi dışında “nasıl düzeleceğine” dair çözüm bulunmadığını düşünüyorum. Yüksek sezonun giderek Haziran-Eylül arasına sıkışması ve kış dönemindeki golf, futbol, kongre, sağlık amaçlı konaklamaların yaşanan krizlerden doğrudan etkilenip, her yıl çift haneli kayıp yaşaması sonucunda karlılıklar ve yetişmiş insan gücünü kaybediyoruz. Karlılık denince hemen kapitalist yaklaşımlar akla gelmesin, son 10-15 yılda sektörümüzün katlanarak büyümesinin nedeni bu kar seviyeleriydi.  Yakın çevremizdeki güvenlik kaygısı ve daha da ötesinde bizim ana pazarımız olan Avrupa’daki imajımız düzelmezse, yaz aylarına sıkışan turizmin daha da zarar görmesi söz konusu. Devlet politikası olarak; istihdamın sürekliliği için gerekli teşviklerin hayata geçirilmesi ve bir süreliğine yeni turizm yatırımlarına izin verilmemesi öncelikle ele alınmalıdır. Tanıtım kampanyası adına fuarlarda klasik stantlar değil, Türkiye’yi anlatan besteler kitaplar, gişe rekortmeni filmler ve kaliteli TV yapımları hazırlanmalı.  Türk Turizmi denince akla gelen iki destinasyonda; İstanbul ve Antalya’da sadece oteller değil, turizmle bağlantılı tüm sektörler kriz içinde bulunuyor. Yıllarca en önemli avantajımız olan fiyat-kalite dengesini kaybetmemiz bizi en az 10 yıl geriye döndürür. Maliyetlerimizin sürekli arttığı, satış fiyatlarımızın düştüğü bir sarmal bizi hizmet kalitemizden taviz verme noktasına götürmemeli ama bu durumun yaratacağı yükü otel patronları ne kadar taşıyabilir?

GÜLER YÜZ TÜRK TURİZMİNİ KURTARIR

Erol Somuncu-   Somuncu  Group  City Club Spa & Fitness & Sultan’s Spa

Türkiye kültürel ve tarihi değerleri, iklimi ve yeryüzü şekilleri son olarak bulunduğu konum ve doğası gereği Avrupa’nın ve Asya’nın en güzel turistik bölgesi olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat son yıllarda ülkemizde yaşanan olaylar ve Avrupa, Asya gibi iki önemli kıta da yaşanan ekonomik krizler ülkemize gelen turist sayısının düşmesine ve gelir düzeyinin azalmasına sebep olmuştur. Gelen turistler ise fazla para harcayamamaktadırlar. Bunun en başlıca sebeplerinden birisi kendi ülkelerinde yaşadıkları krizlerdir. Aynı şekilde ülkemiz içinde yaşanan maddi problemlerden dolayı otellerde hizmet veren personeller misafir memnuniyetini geri planda bırakıp sadece para kazanma derdinde olmalarıdır. Son dönemler otellerde yapılan anketler sonucunda turistler en çok personellerin güler yüzlü olmamalarından yakınmışlardır! Kimi misafirler personellerden artık bir şey talep etmeye çekinir duruma geldiklerini sıkça duymaya başladık. Halbuki turistlerin en büyük arzuları bulundukları yerden memnun kalmak istemeleridir. Burada da yapmamız gereken en önemli şey güler yüzlü olmaktı. Şu an da yapılan gözlem ve sonuçlara göre hizmet veren sektörler kar marjını artırmanın tek yolu olarak gider masraflarını azaltmak olarak görmektedirler. Bu da hizmette gösterilen kalitenin en büyük düşüşüne sebep olmaktadır. Gerek yiyecek ve içecek tüketimlerinde ki sınırlamalar gerekse misafire sunulan eşyaların kalitesizliği turistlerin memnuniyetsizliğine sebep olmaktadır. Gider masraflarını azaltmak belki o ana yönelik kar etmesine sebep olunabilir ama ileriye dönük bakılırsa büyük bir kar oranının azalmasına sebep olur. Olması gerekenden daha az personel çalıştırarak daha çok verim ve kar sağlamayı amaçlamak uçurumu beklemektir. Bu durum hem personelin hem de turistlerin memnuniyetini azaltır. Ülkemize her yıl 1 ya da 2 kere kesin tatile gelen bazı turistler artık eskisi kadar memnun kalamadıklarını belirterek tekrar gelmeyi düşünmediklerini belirtmektedirler. Bunun sebebi ise insanlarımızın turistlerin tekrar gelmeleri gerektiğini hesap etmemeleridir. Çünkü turistlere yapılan hizmet sonucunda o kişinin seneye yeniden gelmesi gerektiğini düşünülmemektedir.

Her şeyden önce temel ilkemiz misafir memnuniyeti üzerine olması gerekmektedir. Yıllardır Turizm en büyük acısını ve sancısını Turizmin içerisinde yetişmiş, Turizmin ne demek olduğunu bilendir. Turizme özen göstermedikleri belli oluyor her şey deniz, kum, güneş, Otel yapmak değildir ve Turizm Antalya’dan ibaret değildir. Şuan dünyada eşi benzeri olmayan, Kapadokya, Pamukkale, Nemrut Dağı, Efes antik, Sümela manastır vs. bunun gibi bir sürü uygarlıkların ülkemizin içerisinde bulunması büyük bir zenginliktir. Bunların tam olarak marketing reklam işi yeterli yapılmamaktadır. Her sene teşviklerle kredilerle yeni oteller yapılmaktadır. Otel yapmak demek çok turist gelmek anlamına gelmez,1990’lı yıllarda geçmişe baktığımızda Türkiye ve turizm bölgelerine gelen turist sayısı ile 2017 yılına kadar yapılan sayısız otel sayıları ile gelen turist sayısına bakmamız bence yeterlidir. Önce paralıların otel değil misafir nasıl getirilir? Ona bakmaları gereklidir Acenteler harici Türkiye’ye nasıl misafir geliyor Acenteler satın almış her yeri herkesin eli kolu bağlı. Yurt dışında Asya veya Avrupa’ya gidenler kendi imkanları ile gidiyorlar ve aralarında rekabet yapmıyorlar. Antalya ve bölgesini değerlendirirsek yapılan otel sayısı geçmişe göre yüzde 70 artmıştır! A bandı B bandı C bandı oluşturulmamaktadır. Otel çokluklarından dolayı, personel bulamıyor, personel bulunuyor, verilen maaşlar oteller arası ayrı hesaplanıyor, sezon açılıyor personel sayıları artıyor.5 ay sonra sezon bitiyor personel kapı dışarı ediliyor,7 ay boşta kalan personel ne yapabilir! Aileler nasıl geçinir öncelikle çalışanların garanti altına alınması gereklidir. Yurt dışındaki diğer turizmciler den bizim örnek almamız gerekli yıllar önce bizleri onlar örnek aldı geldiler şimdi çalıştılar bizi geçtiler! Unutmayalım ki turizm insanları kaynaştıran en kuvvetli sevgi bağıdır ve turizm hizmetle büyüyen, sevgiyle gelişen ağaçtır.

AVRUPA İLE KAVGA HALİNDEN VAZGEÇİLMELİ

YUSUF ÖZBUDAK Perdikia Hotels Genel Müdürü

Öncelikle dış turizm dengelerinin eskisi gibi olması gerekmekte. Avrupa’da adeta kavga halinde olduğumuz tavrımızdan vazgeçilmeli. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi’’Yurtta Sulh Cihanda Sulh ‘’ ilkesine bağlı kalmalıyız. Avrupa kabul etsek te etmesek te Türk Turizmi için olmazsa olmazımızdır ve alternatifi de yoktur. Kısa dönemde kısa çözümlerle turizm sürdürülebilir olamaz. Tekrar Avrupa pazarını kazanmalıyız Hindistan la Arap la yada Uzak doğu ile alternatif üretilemediğini görmekteyiz. 2016 yılında terör ve savaş gölgesinde geçirdiğimiz adeta dip yaptığımız bir yıldı ama hem savaş bitti hemde terör kaynakları nın yok edildiğini ülkemizin ise Bir Avrupa kadar güvenli olduğunu 2017 yılında ispat ettik. Siyasette gerekli adımlar atılır ise küskünler özellikle Almanya nın gönlü kazanılırsa tekrar o eski parlak günlere dönebiliriz. Aslında halklar arasında bir sorun yok sorun tamamen siyasiler arasındadır. Bir Hollandalı misafirimizin Bize söylediklerini aynen aktarmak istiyorum; “Benim yılda bir tatilim var ve bu tatilimi Siyasetçilere göre değil de kendi hür irademle istediğim yerde geçirmek istiyorum. Çünkü Bu yıl istemeyerek te olsa Türkiye dışında başka bir ülkeye gittim hem daha çok para ödedim hem de pişman olduk dedi. Özellikle son 2 yıldır iç turizmle ayakta kalmaya çalışıyoruz burada da gerekli adımlar atılırsa Özellikle Avrupa’da olduğu gibi okulların bölgelere göre açılış kapanış tarihleri düzenlenirse İç turizm iki aya sıkışıp kalmaz en az dört aya yayılabilir diye düşünmekteyim. Umudumuz dış turizm gelirlerinin eski günlerine döneceğini bunun bir zaman alacağını bu zamanın en az iki yıl gibi bir sürede gerçekleşebileceğini düşünmekteyim, zira bu düşüncemi destekleyen somut gelişmeler var. Şöyle ki önümüzdeki yıl gerek İngilizler gerekse Hollandalılar hatta Almanlar koltuk kapasitelerini en az yüzde 20 oranında artıracaklarını beyan ettiler ki bu ülkemiz Turizmi adına sevindirici gelişmelerdir. Hatta daha ileri giderek bölgemize en fazla İngiliz misafir getiren ve sıralama yaparsak üçüncü sırada yeralanJet2 Holidays CEO’su geçtiğimiz aylarda yaptığı bir açıklamada Dalaman ve Bodrum koltuk kapasitesini yüzde 92 olarak artıracaklarını açıkladı.Görüldüğü üzere artış yönünde bir ivme yakaladık bunu iyi değerlendirmek gerekmekte tesislerimizin kalitelerini bozmadan yola devam etmesinin sağlanması çok önemli çünkü bizlerin en önemli kozu biliyorsunuz fiyat-hizmet-kalite dengesi bunu kaybetmeden de  yola devam etmeliyiz bunun içinde çeşitli devlet desteklerine ihtiyaç var. Örneğin, renovasyon zamanı gelen tesisler bunu ertelemekte  bunu burada devlet sadece yeni yatırımları değil de yenileme yatırımları içinde teşvik uygulaması yapılabilir. Bu sayede yenileme yatırımları daha kolay yapılabilir tesisler daha diri ve ayakta kalabilir. Ayrıca yatırımdan gelen ödemelerin geri ödemesi konusunda yeniden yapılandırmaları kolaylaştırılmalı ve ertelenmeli. Yeni kontratların yapılmaya başlandığı bu günlerde fiyatları yükseltemezsek de düşürmekten kaçınmalıyız. Verilecekse çeşitli promosyonlarla durumlar geçiştirilmeli. Avrupalı bizden bizde Avrupalıdan vazgeçemeyiz.  Bu yüzden gelecekler, ama sabırlı olmalıyız zaten olumlu teyitler gelmekte bunun semeresini önümüzdeki yıllarda göreceğiz Azalan karlılıkların artırılmasına bir nebze faydası olacağını düşündüğüm özellikle her şey çalışan tesislerde biliyorsunuz alkollü içeceklerde ücretsiz verilmekte bu konuda devlet bu tesislerden ÖTV alımından vazgeçebilir yada oranı düşürebilir ayrıca çok yüksek olan KDV oranlarında indirim ile SGK prim destekleri önümüzdeki yılda devam etmesi gerektiğine inanmaktayım.

İMAJIMIZ DÜZELTİLMELİ

Nihan Güneş- Yaşmak Hotels Collection İnsan Kaynakları Sorumlusu

Turizm sektörü, 2016 yılında çok kan kaybetti, siyasal yaşamın doğrudan etkilediği sektörlerden biri olan turizmde, geçen yıl rezervasyonlarda, ülkemize gelen turist sayısında çok ani düşüşler yaşandı, düşen doluluk oranlarının neticesinde çok fazla otel kapandı, krizi doğru yönetmeye çalışan birçok otel de küçülmeye gitti. Küçülme dönemlerinde ve kapanan oteller sonucunda sektörden ayrılma kararı veren birçok personel oldu, kalifiye elemanların bir çoğu sektörü bıraktı, bir kısmı memleketlerine döndü, bir kısmı başka sektörlere gitti, bununla birlikte daha fazla kazanma isteği ile Güney’e ve Ege’ye de giden kalifiye elemanların geri dönüş mevsimi okulların açılması, Güney ve Ege’nin sezonu kapatması ile başlıyor. Kaybettiğimiz kalifiye personelleri sektöre geri kazandırmak için daha iyi çalışma şartları, daha iyi kazanımlar sağlamalıyız, bu süreç ancak Türkiye’nin turizm alanında siyasi ve ekonomik olarak ciddi adımlar atması ile olacaktır. Turizmin düzelebilmesi için Türkiye’nin dışarıdan algılanışının değiştirilmesi gerekiyor. Dört bir yanı cennet olan Türkiye’nin iyi bir reklam çalışmasına doğru tanıtıma ihtiyacı var, ülkelerin vatandaşlarına ulaşabilmek adına televizyonu, radyoyu, sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmalıyız, doğru ve etkileyici yapılan her reklam ülkemize turist olarak geri dönecektir.  Doğru yapılan siyasi politikalar, ekonomik yatırımlar, doğru ve etkili olan tüm dünya ülkelerine hitap eden reklam, promosyon , tanıtım çalışmaları, kandırılan ve haksız kazanç sağlamak için kullanılan turistlere doğru hizmeti vererek, haksız kazançtan kandırmaktan vazgeçerek, kalifiye elemanlar ve güler yüzlü, çalışkan personeller için daha iyi çalışma şartları oluşturarak, en önemlisi güvenlik zafiyetini en aza indirerek turizmin atağa kalkması sağlanabilir, bunun sonucunda da karlılıklar doğru bir ivme kazanacaktır, bunun dönüşü hem sektöre, hem sektör çalışanına hem de devletimize olacaktır.

DOĞRU PLANLAMA YAPILMALI

Mehmet AKBABA – Kındıl Turizm Seyahat Acentası Şirket Müdürü

Ülkemiz turizminde günümüzdeki en büyük sorun arz ve talep dengesinin yatak kapasitesi olarak sağlanamıyor, planlanamıyor olması. Antalya İli, Kemer İlçesinde faaliyet gösteren bir acente yetkilisi olarak düşüncelerim aşağıda ifade edeceğim şekildedir. Her geçen gün yeni otellerin inşa edilip, yatak kapasitesinin artışı hem doğal güzelliğin bozulmasına hem de oda fiyatlarının düşmesine sebep olmaktadır. Bir malın pazar değerini arttırmak istiyorsak o malın nadide, kolay ulaşılamaz olmasını sağlamamız gerekmektedir. Ama biz yeni yatırımlar yaparken turizm bölgelerimizi herkesin ulaşabileceği yerler haline getirerek ayaklar altına düşürüyoruz. Kemer’de turizm ilk başladığı yıllarda, ilerleyen dönemlerde fiyatlar hep yüksek  seyretmiş, hem esnaf hem otel ve pansiyon işletmecileri yaptıkları işten oldukça memnun kalmışlardı. Son yıllarda aşırı artan yatak kapasitesi otelcilerin işini zora sokmuş, rekabet oluşmasını sağlamıştır. Bu rekabetin kalite olarak yaşanması gerekirken, kaliteli yapılan tesislerde odaları doldurma şeklinde baş göstermiş, olanlar olmaya başlamış ve Kemer Turizmi yara almıştır.Hep söylediğim ve savunduğum bir şey var. Planlama doğru yapılmazsa yapılan yatırım ne kadar doğru ve başarılı olursa olsun zarar eder. Yatak kapasitesini arttırarak tercih edilebilirliği ortadan kaldırıyoruz. Çünkü yapılan inşaatlar yeşili ve maviyi tahrip ediyor. Tatil anlayışını ye, iç, denize gir, uyu mantığından kurtarmamız gerekmekte. Bunun için de doğru planlamalar yapılmalı. Ülkemize gelen düşük gelirli müşteri kitlesinin geliş sebebi de en başta bahsettiğimiz arz – talep dengesine bağlı. Yani bir döngü ve her geçen gün daha da kötüye giden bir döngü. Bahsettiğim bu sıkıntı sadece Kemer için değil tüm ülkemiz için genel bir sıkıntı. Umarım yetkililer en kısa sürede bu arz talep dengesinin kuruması için gerekli çalışmaları yerine getirirler. Unutmayın az olan mal değerli olup tercih edilirken, çok olan malın yüzüne bakan olmaz.

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.