Baraner: ‘TÜRSAB Başkanı Nasıl Olmalı?’

Sektörel Haberler 29 Temmuz, 12:42'de eklendi

Baraner: ‘TÜRSAB Başkanı Nasıl Olmalı?’

Dünya değişiyor, piyasalar değişiyor, turizm şirketlerinin yapısı değişiyor, turistin beklentileri, dünya görüşü, hassasiyetleri duyguları, merakları değişiyor.

baraner

Dünya değişiyor, piyasalar değişiyor, turizm şirketlerinin yapısı değişiyor, turistin beklentileri, dünya görüşü, hassasiyetleri duyguları, merakları değişiyor. Kısacası turist ürün enflasyonu içinde boğulurken, değişken ve tutarsız bir profil sergiliyor. Turizm dünyası her anlamda şu an yeni arayış, yeni çözümler üzerine sörf yapıyor, hatta bizde bile haklı olarak turizm bakanının söylemleri değişiyor.

Bütün yanlışlarımız ve eksiklerimiz ile doğru yola girdik, kendi sektörel konularımızı ulusal düzeyde tartışır hale geldik.

Sektörden gelen bakanımızı ne kadar tartışsak da, en azından bizi bu sürdürebilir olmayan, içinde çok uzun yıllar kilitlenip kaldığımız hantal, kokmuş, demode, fiyat endeksli kanibalist durumdan uyandırdı.

Zamanı da çoktan gelmişti zaten

Dünyadaki tüm sektörler yapısal olarak kabuk değiştiriyor, küçülüp, yük atıp, zayıflayıp kas yaparak vurucu gücünü artırıyorlar.

Değişim rüzgarı öyle güçlü esiyor ki; değişmeyeni, değişemeyeni eze eze değiştiriyor, vura vura duvara çarpıyor.

Eski deneyimler nafile, bugün artık para etmiyor. Alışık repertuar ile peynir gemisi yürümüyor.

Eski defterler değil, yeni algoritmalar para kazandırabiliyor ancak, bugünlerde ve gelecekte…

Hayat zor, geçim derdi büyük, evler, haneler, şirketler fatura istilası altında. Şirketlerin çoğu kredi manyağı olmuş, bir krediyi diğer kredi ile kapatıyorlar.

Aşırı kredilendirme sektörümüzün eroini olmuş

Kurulduğundan bu yana faizlere çalışan işletmelerimiz var.

Hatta, “İnceldiği yerden kopsun” anlayışı, müzmin arabeskçilerde bile artık kabul görmüyor. Herkes yeni arayışlar, yeni gayretler içersinde. Kısırdöngü zincirlerini değişim ile kıramayan “Statüko esirleri”, eninde sonunda dar kâr marjları ve kopya edilir tek boyutluluk yüzünden iflasa sürükleniyor.

Harbiye’de en popüler mırıldanma: “Ah şu kredi borçlarımı bir kapatabilsem” olmuş hüzzam makamında.

Geçtiğimiz süreç değişemeyen şirketleri, kurumları, kişileri kodaklaştırıyor, nokia yapıyor.

Ülkeler arası sınırlar eriyor, altyapılar eşitleniyor, ortaklıklar küreselleşiyor, iflaslar enternasyonelleşiyor. Ticaret çok yönlü kazandırırken, çok taraflıda kaybettirebiliyor.

Tek iş, beş yerde dava, on yerde şikayet durumu yaratabiliyor

Piyasadaki hızın yarattığı rüzgar, işletmenizi bu yıl “Star” gelecek yıl “Müflis” yapabiliyor.

Şimdi bir de, dünya turizm sanayisi ilk defa büyük risk altında.

Bir tarafta dijitalleşme sayesinde devleşen küresel grupların hem big data’yı, hem de big parayı ele geçirmesi ve 200 ülkenin yerel turizm dinamikleri üzerinde bir atom bombası tehdidi ile diş göstermesi, “En iyi fiyatı bana vermezsen seni yok ederim” iması…

Öbür tarafta dünyamızda ilk defa hızla artan “Artık turist istemiyoruz, en iyi turist bize gelmeyen turist ‘Sloganları ile birçok destinasyonda büyüyen halk protestoları…

Beş kıtada turizmin doğaya verdiği tartışılmaz zarar…

Yalan dolan belge ve para ile satın alınan ödül plaketleri ile denizleri, gölleri, nehirleri, koyları temiz ve mavi bayraklı gösterme kurnazlığının iflası…

Bu gelişmeler çok özel kabiliyetli, adil, hassas, samimi dürüst sürdürebilirliğe olan inancını icraatları ile ispatlayan, Türk turizmini bozmadan gelecek nesillere güçlendirerek devretmeyi kalbinde, beyninde ve ruhunda barındıran TÜRSAB başkanını şart kılıyor.

TÜRSAB başkanlığı çok önemli görev.

AB mevzuatına en uygun turizm kurumumuz.

Yani kabaca söyleyecek olursak: Türk Turizminin gelecek yirmi yıllık süreçte mutlaka ve mutlaka yaşacağı çok yönlü ve tehlikeli gelişmeleri en az zarar ile atlatabilmemiz için çok özel, çok hassas, çok duygulu, çok bilgili, çok paylaşımcı, egosuz, egsozsuz, sinsi, tilki olmayan tarafsız adil başkan profilini gerektiriyor.

Geçen gün TÜRSAB platformu kurucusu Cemal Kızıltan’ın “TÜRSAB Başkanı nasıl olmalıdır?” başlıklı yazısını okudum. Çok beğendim ancak bir konuda eksik buldum, eklemek istedim.

TÜRSAB gerçekten sektörümüzün en önemli kuruluşu

TÜRSAB’ın zamanında kuruluş sebeplerinden birisi de, yurtdışında etki kazanarak, Türkiye’ye gelen turist sayısını artırmak, Tüm Anadolu’ya yayılmış acentelerin yerelde güçlenmesi ve para kazanması için dış piyasalar ile ağ oluşturmaktır.

Rekabetin kıyasıya arttığı bu günlerde başkanın ekibi ile dünyayı mercek altında tutup, yurtdışı piyasa akışlarını takip etme yetisine sahip olması gereklidir.

Küresel güçlere karşı yerel acentelerin ticari geleceğini koruma altına alacak yeni konsept ve anlayış içersinde kültür, sanat, spor ve sağlık acentelerine teşvikler, destekler çıkartılması, fuar katılımlarının maliyetlerinin ödenmesini sağlamak en birinci görev olarak görülmelidir.

Batı Avrupa örneğinde başarısına şahit olduğumuz seyahat acentelerin koperasyonları ile bulunduğu noktada tek başına özellikle tur operatörlerine, uçak şirketlerine, otellere karşı etkili olamayan, hatta zaman zaman dışlanan seyahat acentelerine kendi aralarında ticari bir üst yapıda birleşerek birlikte ticaret yapma, güçlü olma modellerini aşılamak olmalıdır.

TÜRSAB Başkanı nasıl olmalıdır?

Genelde gelişmiş ülkelerde bakanın veya devlet kurumlarının açıklamalarına, beyanatlarına, tavsiyelerine pek itibar edilmez. Durum böyle olunca diğer ülke başkanlarının örneğinde gördüğümüz gibi TÜRSAB başkanının sadece yurt içinde değil; yurt dışında da TV’lere, radyo programlarına çıkması, acente toplantılarına ve pazarlama etkinliklerine katılarak, ortama heyecan dinamizm katarak katılması ve PR’dan öte mutlaka tucari netice alınmasını sağlamak için yoğun çaba göstermesi şarttır.

İstanbul ve Antalya’nın piyasa tekelleşmesini kırıp, Anadolu’da uluslararası pazarlama ve networking çalışmalarını bizzat TÜRSAB olarak, outsource etmeden gerçekleştirmesi, yurtdışından gelen veya getirilen acentelerin izni dahilinde dataların üyeler ile paylaşılmasını sağlamalıdır.

Ayrıca TÜRSAB Başkanı reisci, liderci, partici, sağcı, solcu olmamalı; adil ve entelektüel yaklaşım göstererek; Türkiye’nin tüm dinamikleri ile saygın ancak tesir edici bir mesafede

netice odaklı durması şarttır.

Türk turizmine Sultanahmet Meydanı’ndan Ağrı Dağı’na kadar bulunduğu noktada zarar verdiği bilinen tüm kuruluşların, siyasilerin, otoritelerin, iş adamlarının, eş ve dostların üstüne gitmelidir.

TÜRSAB başkanının ezber bozan yenilikçi projeleri olmalıdır

Örnek:

  1. TÜRSABKART çıkarak TÜRSAB üyelerine tüm dünyada saygın bir kimlik yaratarak ayrıca çok özel indirimler, eğitim, kurs imkanlarının sağlanması.
  2. Her yıl kaynak pazar bir ülkeyi TÜRSAB PARTNERLAND ilan edip, bir yıl boyunca o ülke ile değişik, yüksek seviyede saygın bir derin işbirliği ile turizm ticaretimizi ve iki ülke arasında tüm paydaşların en yakın ilişkiyi kurmasını sağlayarak, özellikle Anadolu’da seyahat acentelerinin yurtdışı partner ağını güçlendirmek, yerel kalkınmaya görülür bir şekilde katkı sağlamak.
  3. TÜRSAB ART: Hiç ayırım yapmadan her dalda sanatçılarımız ile özelikle küstürülmüş, dışlanmış muhalif sanatçılarımızın katılımını sağlayarak, her yıl bir workshop düzenleyerek, yeniden hızlandırmayı hedeflediğimiz sanat, kültür turizm faaliyetlerinin güne uyarlanmış yeni ürünlerine sanatçılarımızın son nakışı atmaları için cesaretlendirmek.
  4. Avrupa’da yeni akım seyahat acentesi satış ofislerinin dizayn olarak bir tatil ve yaşam merkezine dönmesi için yeni modeller geliştirip, müşterilerin seyahat acentelerinde buluşmasını ve ayaklarının alışmasını sağlamak.

Satış ofisi içi butik festivaller düzenlenmesine katkı vermek, imkan yaratmak.

  1. TÜRSAB COME CLOSER LOUNGE kurup, dünyada Türk turizmi için faydalı olacak ulusal, yerel gazetecileri konu başlıkları ile TÜRSAB üyeleri ile birlikte tanıştırmak, özelikle dünyadaki 110 bin lifestyle derneklerinin avcılıktan, balık tutmaya, bisikletten, yemek pişirmeye yayınlarını ve bültenlerini yönetenleri yerelde çok özel iş yapan acentelere yönlendirmek.

Herkese hatırlatmak isterim:

TÜRSAB herhangi bir turizm derneği değil, ülkemizin turizm sektörü için kurduğu bakanlıktan sonra, yegane yasal otoritedir.

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.