BAŞKAN ŞİMŞEK : AB SÜRECİ DEVAM EDECEK

Sektörel Haberler 11 Kasım, 09:33'de eklendi
 Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “AB’ye katılım sürecimizi sürdüreceğiz; çünkü bu kaliteli kurumlar inşa etmek ve demokrasiyi geliştirmek için gerekli” dedi.
bakansissek
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından bu yıl 20’ncisi düzenlenen Uluslararası İş Forumu IBF, WOW Kongre Merkezi’nde başladı. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, forumda “Türkiye’nin Dirençli Ekonomisinin Arkasındaki Başarı ve Türkiye’deki Yatırım Fırsatları” başlığıyla detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasında “küresel zorluklara” ağırlık veren Şimşek, Türkiye’nin bu zorluklarla nasıl baş edebildiğini anlattı. Şimşek, şunları kaydetti:

ARTIK DÜŞÜK BÜYÜME ORTAMINDAYIZ

“Küresel büyüme, uzun dönem ortalamalarının çok altında, artık düşük büyüme ortamındayız. Türkiye, Çin ve Hindistan’ı dışarıda tuttuğumuzda, gelişmekte olan pazarların üzerinde kalıyor. Tüm jeopolitik zorluklara, çatışmalara ve euro bölgesindeki borç durumuna rağmen gerçekleşmiş bir durum bu. Daha da iyiye gideceğine ve önümüzdeki 20 yıl içinde Avrupa Birliği ülkeleri ile yarışır hale geleceğimize inanıyorum.

TÜRKİYE KÜRESEL TİCARETTEKİ PAYINI ARTTIRDI

Dünya, küreselleşme ve ticaretin faydalarının eşit dağıtımı konusunda zorluklar yaşarken Türkiye, kendi küresel payını büyüttü. Yaklaşık iki katına çıkardı, AB bölgesinde pazar payını artırdı ve ihracat yaptığımız ülkelerin sayısı arttı. Bu sonuç bize şunu gösteriyor: Türkiye ihracatı oldukça güçlü bir direnç gösterdi ve bu süreçte rekabet avantajını kaybetmedi. Öncelikle Türkiye’nin çok güçlü bir parasal pozisyonu var, güçlü bir hükümet bilanço tablosu var. Bu da bizim küresel ya da yerel şoklara karşı rahat tepki verebilmemizi sağlıyor. Darbe girişimi, terör olayları ve iç politikadaki sorunlara rağmen Türk ekonomisi dirençli oldu. Bunun nedeni bu.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE SERMAYE ÇIKIŞI VAR

Küresel anlamda çok farklı bir dönemden geçiyoruz. Güven ve öngörülebilirliğin eksikliği sebeplerinden dolayı, batı dünyasında yaratılan para, o bölgelerde kalıyor. Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı söz konusu şu anda. 373 milyar dolarlık bir sermaye çıkışı öngörülüyor bu yıl için. Bunda, terör korkusu, mülteci korkusu ve artan popülizm gibi faktörler etkili oluyor.

YAPISAL REFORMLAR YAPILACAK

Yapısal reformlara ihtiyacımız var; ne yazık ki siyaset bu noktada güçlü bir momentum sağlayamadı. Geçtiğimiz 10 yılın başlarında ciddi reformlarla birlikte Türkiye’yi orta ve üst gelirli bir ülke haline getirdik; daha da iyileştirilebilir. Bu, sadece yapısal reformlarla gerçekleştirilebilir. Bu yıl içinde, dini bir cemaatin gerçekleştirdiği demokratik anlamda bir saldırı yaşanmasına rağmen birçok reforma imza attık. Yeterli değil, daha fazla reforma ihtiyaç var.

BAŞKANLIK SİSTEMİ KİŞİSEL HIRS DEĞİL

Türkiye başkanlık sistemine geçmek istiyor. Bunun sebebi siyasi istikrarsızlığı ortadan kaldırmak. Bu kişisel bir hırs değil, Türkiye’deki siyasi sitemi düzeltmekle ilgili. Başkanlık sistemi, siyasi temsiliyet anlamında adalet sağlıyor. Başkanlık sisteminde baraj sistemi de ortadan kaldırılabiliyor; bu da aslında çok önemli bir reform olacak. Önümüzdeki senenin ilk ya da ikinci çeyreğinde bunu hayata geçirmiş olmayı umuyoruz.

AB SÜRECİNDEN VAZGEÇMEYİZ

AB’ye katılım sürecimizi sürdüreceğiz; çünkü bu kaliteli kurumlar inşa etmek ve demokrasiyi geliştirmek için gerekli. Bu, bir kulübe girmeyle ilgili değil, siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda Türkiye’nin gelişimiyle ilgili. Bu yüzden vazgeçmeyeceğiz”.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.