Zamanın Ruhu Turizm Sektörünü Nereye Taşıyor?

turizm

Zamanın Ruhu Turizm Sektörünü Nereye Taşıyor?

Profesyonel Otel Yöneticisi Nevzat Çelebi Gm Turizm & Yönetim Dergisi okuyucuları için kaleme aldı.

                          

“Bu güne kadar bildiğimiz ve öğrendiğimiz hiçbir şey artık, aynı değil ve yerinde durmuyor.  Coronadan sonra turizm sektörü, artan güvenlik ve güven ihtiyacıyla mücadele etmek zorunda kalacak.” Dedi.

değişim

MERHABA Değerli Meslektaşlarım, Dostlarım

Corona öncesi, teknolojik ve çok çeşitli iletişim ağları ile dünyanın her bir köşesinden diğer bir köşesine kolay ve seçenekli ulaşım (seyahat) imkanları ile hareket halindeki piyasalar muazzam teklifler ve seçenek bolluğu sunuyordu. Bu sonsuz olasılıklar neredeyse, çok zaman gezginleri bir kararsızlık ve seçememe nirvanası içerisinde bırakıyordu. Fakat pandemi sonrası, ister tatil ister iş gezisi olsun, turizmin geleceği kalite meselesi olacak ve parametreler farklı olacak. Global manada, turizm sektöründe zirveye corona sürecinden önce ulaşılmıştı. Corona süreci öncesinde, sektörün karşı karşıya olduğu zorluklar çok büyük bir boyuta ulaşmıştı. Seyahat endüstrisinde ki iflaslarla başlayan, ayrıca jeopolitik belirsizliklerle büyüyen sektörün sorunları, güven ve imaj kaybından muzdarip bir hal aldı. İklim değişimi, aşırı turizmin etkisi, bireysel seyahat davranışlarını önemli ölçüde değiştirdi. İş, yaşam ve çalışma gibi trend fenomenlerinin yoğun birleşimi nedeniyle iş seyahatlerinin hacmi de önemli ölçüde değişime uğradı. Tüm bu yaşananlar ile birlikte, bir süredir kontrolsüz bir şekilde hızlı büyüyen turizm sektörü, derin bir yeniliği, köklü bir değişimi, yeniden düşünmeyi vazgeçilmez kılan, birçok temel zorlukla boğuşma sürecine girmişti. Bu dalgalanmada, pandeminin neden olduğu sıfırlama hem küresel hem de ulusal olarak sektör için ne kadar acı verici olsa da, ekonomi, ulaşım, istihdam, iletişim ve ticaret ağlarının çöküşü ile yeniden düşünmeyi, değişimi, dönüşümü zorunlu kılarak yeni bir turizm anlayışının yolunu açarak, sektör için yeni ve daha sürdürülebilir bir dönemin başlangıcı olacak diye düşünülebilir.

 

Zamanın ruhu: Bir çağın duygu ve düşünce biçimi demek. Zamanın ruhu, kavramları, ahlak sistemini, hayatı yeniden tanımlar. İnsan davranışlarını anlamada bir skala olarak kullanılabilir. Böylece değişimin nedenleri nispeten daha objektif bir dille ortaya koyulabilir. Tutku, ilgi ve bilginin alanına göre cazibe yaratma sürecine girerek trendleri var edeceği bir dönemden geçiyoruz. Yaşadığımız süreçte var olan sistem sektörleri taşıyamazken, sektörler; kendisine radikal bir taşıyıcı gücün arayışında. Seyahat ve turizm faaliyetlerinin global olarak tüm işleyişinin durduğu bu pandemi döneminde, bir ışık, bir çıkış arayan sektör temelinde, değişimin, dönüşümün modellenmesinin arayışında. Tüm gücünü, enerjisini beklemeye alan ve bu bekleme sürecinde, başta ekonomik, finansal anlamda olmak üzere deneyimli iş gücü, güçlü iletişim ve ticaret ağını kaybetme aşamasına gelen ve hafıza kaybına uğrayan sektör, Covid 19 pandemi sürecinde, motoru stop etmiş bir geminin, yelkenlerini açıp rüzgar yakalamayı beklemesi gibi, bir süreçten geçiyor. Dünyaya hakim olanların fütüristler olduğu enteresan bir süreçten geçiyoruz. Bir çok işin, sektörün insansızlaşmaya gittiği robotlaşma, yapay zeka ve otomasyonun öne çıktığı bu emeksizleşme sürecinin bizi nereye götüreceği hepimizin merakla ve ilgiyle beklediğimiz ve gözlemleyip anlamaya çalıştığımız garip bir süreç.

Yaşadığımız çağda, bilgiye ulaşmak çok kolay. Hatta bilginin akışı, paylaşımı, yukarıdan aşağıya değil, tersine, aşağıdan yukarıya geçiyor. Geçmiş çağlarda, tecrübeli, bilgili yaşlı insanlardan aşağıya inen bilgi, deneyim ve etkileşim yaşamakta olduğumuz dijitalleşme ve teknoloji milenyum çağında, gençlerden yaşlılara dağılır bir hale dönüşmüş durumda. Geçmiş kuşaklarda, adanmışlık önemliyken, günümüz kuşaklarında, haz alma, keyif duyma ve bireysel yaşam öne çıkıyor.

Kadim dünyanın amacı, olgunlaşmak iken, modern dünyanın amacı, kapitalist dünya sistemini beslemek. Modern dünya, siyasal, ekonomik ve kültürel açıdan homojen olmaktan uzak. Tekno dijital dünyanın amacı ise; insanların fiziksel koşullarından bağımsız çalışabilmeleri yani, insan aklı ile var edilen akıllı makinaların (sistemin) çalışması, üretmesi insanlara hizmet etmesi olarak görülüyor. Dünya değerler karşılaştırması yapıldığında, bilgi ve deneyimin anonimleştiği gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz. Geçmişte, kuşaklar (Jenerasyonlar) 45 kuşağı, 68 kuşağı, 80 kuşağı şeklinde adlandırılarak tanımlanırken, günümüzde, X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı, Alfa kuşağı şekli ile adlandırılır hale gelmesi aslen değişimin en önemli göstergesi olarak karşımızda duruyor.

Sessiz Kuşak: (1927 – 1945 arası doğanlar.)  Baby Boomer: (1946 – 1964 arası doğanlar.)  X Kuşağı: (1965 – 1979 arası doğanlar.) Yeniliklere adapte olmaya çalışırken, bir yandan çalışma hayatlarında kademe atlıyor.

Y Kuşağı: (1980 – 1999 arası doğanlar.) İş hayatında hemen yönetici olmayı, para harcamak için çalışmayı tercih ediyor ve görüşlerinden asla vazgeçmiyor.

Z Kuşağı: (2000 – 2011 arası doğanlar.) Sokakta oyun oynamıyor, ipadleriyle oyun oynayıp sosyalleşiyor.  Alfa Kuşağı: (2012 den sonra doğanlar.)  Dünyada ki son kuşaktır.  3. Milenyum’da ve  21. Yüzyıl’da doğmuş tek kuşaktır. Güncel teknolojik aletler ile vakit geçiren ve içine kapanık bireyler olarak biliniyorlar. Hali hazırda, en büyük bireyi 9 yaşında olup, en genç bireyi birkaç saniye evvel doğmuştur. Günümüzde, dünya insanı rakamsal matematiksel yapıyı bir yük olarak görmeye başlıyor. Bu durum bizlere tarihin var ettiği çok ağır yükün dijital bir dünyada yerini ansiklopedik bir bilgi olarak tekno dijital bir dünyaya taşıdığını gösteriyor. Çağlar arasında değişen birçok ilke ve değer gibi, sorumluluk ilkesi (Ahlak da) indirgenip görev ahlakına dönüştürülmüş durumda. Sorumluluk ilkesi sanki anlamını yitirdi değişime uğradı. İYİ + DOĞRU + GÜZEL = DEĞER iken, çağlar ve yıllar arasına giren ekonomi modellerinin insanların dünyadaki yaşamına etkisinin bedeli de değişim olarak yansıyor. İkinci dünya savaşı sonrasından günümüze kadar ki süreçte, üretim ekonomisi ile başlayan yaşam savaşı, paylaşım ekonomisi ile sürecini doldurmuş tüketim ekonomisine dönüşerek günümüzde, borçlanma ekonomisine evrilmiş durumda.

 

Bu nedenle, sahip olduğumuz yapısal değerlerin temelinde ekonomik anlamda güçsüz olmamızdan kaynaklanan finansal sıkıntılar yaşanmaya devam ediliyor. Böyle bir ortamda yeniye ulaşmak ve bununla sektörü buluşturmak birçok bilinmezin içerisinde yol almaya benziyor.

Yeni Dünya; Tekno politik, tekno ekonomik, tekno sosyallik girdabına girmiş durumda. Yakın gelecekte; yeni dünya düzeninde, bir çok iş ve iş kolunun yok olup gideceği kesin görünüyor. Emeğin olmayacağı kesin. Yaşadığımız çağda, yapay zeka ile buna bağlı robotik bir sisteme entegre edilen otomasyon sistemiyle yürüyen işler ve işleyiş öne çıkıyor. Bu yeni dönem dünyamızda neler, nasıl bir değişim ve dönüşümden geçecek? Corona sonrası turizm nasıl olacak?  Tekrar seyahat edilebilecek mi? Tekrar seyahat edebildiğimizde nereye gideceğiz?  Corona turizm sektöründe neleri kalıcı olarak değiştirecek? 2019 yılında 1,4 milyar kişinin uluslararası seyahat ettiği gerçeği ile 2020 ye bakıldığında sektörün göçtüğü gerçeği ile, 2020 de uluslararası seyahatlerde %40 ila %70’lik bir düşüş öngörülürken, gerçekleşen durum yok olan yüz milyondan fazla istihdamla bağlantılı olarak bir önceki yıla oranla dünya çapında %74’lük düşüşle gerçekleşti. Yaşanılanlardan sonra, 2021 yılı için tahminler temkinli.

Korku ve belirsizlik tavan yapmış durumda. Her şeyden önce günümüzde, koronavirüs vakaları bir çok ülkede artmaya devam ederken, turizm faaliyetlerinin başlangıç ve bitiş noktası olan, seyahatin (ulaşımın) nasıl değişeceği, pandemiden sonra (gelecekte) seyahat sektörünün nasıl göründüğüne kısaca bakacak olursak; Günümüzde, birçok ülkenin vatandaşı  pasaportu ile yolculuk yapamaz halde. Hatta; Cezalı durumda. Bugüne kadar çok az ülke kısıtlama olmaksızın diğer ülkelere uçuşa, giriş/çıkışa açık. Diğer önemli bir konu da, bazı ülkelerin aşılanmış kişilerin diğer ülkelere kısıtlama olmaksızın tatile, seyahate çıkmasını sağlayacak bir turizm anlaşması protokolüne yöneldiği görülüyor. Tüm ülkelerde insanlar evlerinde geçirdiği bu pandemi sürecinde sıkıldı. Uluslararası bir uçuşla seyahati, tatili, heyecanı, gezmeyi, eğlenmeyi özledi. Yani, zoraki olarak beklemekte. Corona Covid19 pandemi süreci turizm sektörünü ağır vurdu. Pandemi, küresel seyahat endüstrisini bir anda sıfırlayarak, 8 trilyon dolarlık bir para trafiğini yok etti. Diğer yandan; 21. yüzyılda küresel seyahatin temel unsurları olan ülkeler arası açık sınırlar, açık yerler ve vizesiz seyahatin kısa vadede, hatta orta vadede geri dönmeyeceği gerçeği de ortada. Şu anda kimse sınırları eskisi gibi rahat ve sorunsuz ne zaman tekrar geçebileceğimizi gerçekten söyleyemez. Bunun, seyahat ve turizm sektörünün geleceği için ne anlama geldiğini düşünmek bile hepimizi çok üzüyor ve yorup yıpratıyor. Bunca sıkıntıya ve yaşadığımız bu türbülansa rağmen, başımızı kaldırıp baktığımızda, mavi gökyüzü görünüyor. Bizlerinde, umudumuzu yitirmeden sağlığımızı korumamız ve sabırla bu süreci geçirmemiz lazım. Gelecekte dünya insanının, sadece tekrar seyahat etmekle kalmayıp, daha iyisini yapacağı kesin.

Şahsen;  seyahatin hala dünyanın gördüğü gerek kültür, gerekse ekonomik anlamda, en büyük servet dağıtıcısı olabileceğine inananlardanım. Yenilenmiş bir bağlılıktan sürdürülebilir turizme, evden dünyayı dolaşmanın yaratıcı yollarına kadar, seyahat uzmanları ve turizm profesyonelleri yön, yöntem, çözüm ararlarken, gelecekteki yolculuklara ilham vermeye çalışıyorlar. Seyahat etmenin önemini, güzelliklerini hatırlatarak, sevdiğimiz ve özlediğimiz günlerin geleceğine ışık tutuyorlar. Görünen o ki, sürdürülebilirlik itici bir güç olacak. Pandeminin ardından, daha az kalabalık yerlerin ziyaret edilmeye daha fazla ilgi duyulacağını tahmin etmek hiçte zor değil. Bu durumun kitle turizmi yapılan bölgeleri ters yönde etkileyeceği öngörülüyor. Tüketicilerin sayısının sürdürülebilirlik konusunda hızla arttığı gözlemlenirken, tüm dünyada, gezginlerin sorumlu seyahat politikaları talep eden “ilgili vatandaşlar” rolünü üstleneceği çok net bir şekilde görülüyor. Turizm sektörünün tüm aktörlerinin, sağlıklı bir dünyayı kâr marjlarından daha öncelikli hale getirmek için aktif önlemler almak amacı ile sıkı bir çalışma içerisinde olduğu da bir gerçek. Diğer yandan, yakın gelecekte, bazı ülkelerin iklim değişikliğini kontrol etmek amacı ile ‘uçuşsuz günler’ ve diğer tedbirleri zorunlu kılarlarsa şaşırmayın. Sektör için ünlü kaşiflerin bir sonraki seyahatinizi iç rahatlığı ile rezerve edin yayınları ve sözleri, çok ülkede gezginleri heyecanlandırırken, internet ortamında arama motorlarının, seyahat, gezi, konaklama, yeme içme ve eğlence alanlarında yoğunlaşmasına neden oluyor.

 

Kendi adıma, sektörün anlamlı bir değişime doğru ilerlediğini düşünürken, henüz radikal herhangi bir değişikliğin göze batmadığının da farkında olarak, tüm dünyada bahsi geçen değişimin bir kısmının zamanla, bir kısmının da bir anda olacağını düşünüyorum. Değişimin boyutlarının farklı olacağı da kesin. Değişen bazı şeylerin kısa ömürlü olacağının da farkında olmak gerek. Sektör profesyonellerince, kalıcı olarak değişen çok şeyin sektörü geleceğe taşıyacağına inanılıyor. Pandemi geçtiğinde, tüm dünyada gezgin insanlar kendi kişisel ve kültürel beklentilerine göre, tutkuları, ilgi alanları, bilgi ve beklentilerine göre cazibe alanları trendler var etmeye başlayacaklar. Yeni, renkli ve çekici etkinlikler ile sosyalleşerek yeni dünyanın yaşam biçimini kuracaklar. Bu değişim ve dönüşümde milenyum kuşağının etkisi büyük olacak. Yaşadığımız bu pandemi sürecinde, evde geçirilen bu sürecin spor, adrenalin, macera, heyecan seven birçok gezginin beden değişimi nedeni ile kayak, sörf, tüplü dalış gibi daha birçok spor etkinliğini büyük beden değişimi nedeni ile nasıl yapacakları düşüncesi içerisine girdiğini de unutmamak gerek. Yani, insanların tatili, gezmeyi, eğlenmeyi heyecanı, adrenalini özlediği kesin.

 

Fotoğrafın bütününe bakacak olursak, yaşadığımız pandemi sürecinin ardından kitle turizminin neye dönüşeceği, nasıl bir değişime ve evrime gireceğini kestirmek gerçekten hiç kolay değil. Gezginlerin kitle turizminden uzaklaşma eğilimi, yeni bir seyahat kültürü oluşturacağa benziyor. Hatta bu eğilimin kitle turizmini kısmen yok edeceği öngörülüyor. Gezginlerin tatil bölgelerini ve tatil modellerini daha bilinçli ve dikkatli seçecekleri görülüyor. Kitle turizmi pazarında boy gösteren tüm sağlayıcılar ve konaklama tesisleri, bu eğilimin ve değişimin getireceği ekonomik sonuçları hissedecekler. Eski işleyiş biçimi ile elde edilen başarı modelleri artık iş görmeyecek. Yerine daha yalın, yeni bir versiyon ile yeni düzenlenmiş bir işleyiş türü gelecek.

Tabi ki, bu yeni süreçte, önceden alıştığı düzende ki deneyimlediği tatil modelini, paket tatil konseptini tercih edenler de olacak. Fakat, hızla azalacaklar, çünkü, yeni dönemde dönüşüm sonrası deniz, plaj, güneş ve büfenin sıkıcı tekrarı yerine, kalıcı izlenimler bırakan başka nitelikler aranıyor ve bulunacaktır.

Ayrıca, gezginlerin yani turistlerin, pandemi sürecinde yaşadıkları travmatik süreçte özledikleri birçok şeyle birlikte, evlerinde kapalı kalarak öğrendikleri yaşamın ve özgürlüğün değeri ve özlemi ile tekrar hayatın tadını çıkarma hevesleri istekleri neticesinde, yeni dönemde hayatlarında oluşan bu değişimle, daha çok yer görmek, daha nitelikli yiyecek ve içecekleri tatmak yani yeni deneyimler, farklı kültürlerle karşılaşmak için temizliğinden güvenliğinden emin olabildikleri bölgelere ilgi duymalarına etki edeceği görünüyor. Ülkemizde ki birçok bölgede ki konaklama tesislerinin verimli işleyişini sağlayabilmek için yeni dönemde ihtiyaç duyulacak olan trendlere odaklanarak yeni döneme uygun konumlandırmayı, çeşitliliği sağlayabilmek gerekiyor. Dünyamızda seyahatin geleceği, gezginler, trendler, talep  ve değerler açısından köklü değişikliklere zaten bir eğilim varken, bu değişimi pandemi krizinin hızlandırdığı aşikardır. Seyahat ve konaklama sektörlerinde, kalite, konfor ve sürdürülebilirlik yoğunlaşılması gereken konuların başında geliyor. Tüketimin bu yönde değişmesi ve deneyimin de öne çıkması ile memnuniyet çok büyük önem taşımakta. Avrupalı gezginlere göre, sürdürülebilirlik bağlamında beklentinin, destinasyonlarda kitle turizmi sınıflandırması yöntemiyle, yerel halkla turistler arasında ki iletişimin, kalite odaklı turizm faaliyetlerine kaymaya yol açacağı söyleniyor. Seyahat ve turistik faaliyetlerde, donanımlı destinasyonlar yeniden önem kazanacak. Coronadan önce, destinasyon biraz odak dışıydı.

Çünkü, gezginler neredeyse her yere, kolay seyahat imkanı ile, dünyanın her köşesine çok spontan bir şekilde seyahat edebiliyordu. Pandemi sonrasındaki yeni dönemde, bazı donanımlı destinasyonlar yeniden lüks çekici cazibe merkezleri haline gelecek. Pandemi sürecinde ki kısıtlamalar seyahati değiştiriyor. Kalite, konfor, hijyen ve güvenlik standartları önemli rol oynayacak. Alınan tedbirlerin ve önlemlerin gezginlerin kendilerini güvende hissetmelerinin yanı sıra tesislerin nasıl yönetildiği, şeffaflık ve müşterilerle nasıl iletişim kurulduğu yakın gelecekte çok büyük önem arz ediyor.

 

Türkiye’nin geleceği turizmde.

Ne yaşarsak yaşayalım, asla turizmden vazgeçmemeliyiz.

Turizmde gelecek bugün yaptıklarımıza bağlı.

Kimse bizi kendimize sakladığımız bilgi, beceri, deneyim ve tarzla anmaz.

Eğer bu gün paylaşmazsanız, yarın da düne benzeyecektir.

Eğer hiç paylaşmazsanız çok ta önemli değil zaten.

Hissettiklerinizi söyleyin.

Düşündüklerinizi yapın.

Ölüm yaşlanmakla değil, unutmak ve unutulmakla gelir.

Unutmadan, unutulmadan, güzel olan her şeyi ve sevgiyi paylaşmak umudu ve dileği ile. Araştırmakta, okumakta ve öğrenmekte yarar var.

Gerisi Size Kalmış.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here