ALAADDİN  GÜRSES: “İŞİMİZ O KADAR KOLAY DEĞİL”

Sektörel Haberler, slide, Turizm Röportajları 11 Kasım, 10:09'de eklendi

CROWN HOTELS & RESORTS  SATIŞ VE PAZARLAMA DİREKTÖRÜ ALAADDİN S. GÜRSES ile yeni başladığı görevini, grubun hedeflerini, Türk turizminin yaşadğı krizi ve sonraki yıllarda yaşayacaklarını konuştuk. Tecrübeli turizmci turizmin geleceği hakkında “Gelecek zor, ama güzel olacak” dedi ve değerli görüşlerini bizlerle paylaştı.

alaaddin-gurses

GM DERGİ ÖZEL HABER 

Öncelikle yeni görevinizde başarılar dileriz. Nasıl bir tablo ile karşılaştınız Side Crown Otel’de, bu yapıda değişiklikler olacak mı?

Karşılaştığım tablo, Türkiye’nin Akdeniz sahillerinde en değerli konumda – Evrenseki Bölgesi’nde  2 ve Gündoğdu Bölgesi’nde 1 beş yıldızlı, böylece faaliyette olan toplam  değerli otel yatırımıydı. Tesislerin üçü de son 5 yılda yapılmış, her açıdan modern, konforlu ve zengin donanımlıdır. Crown Hotels & Resort, 1000 oda/2500 yataklı bir otel grubudur. Ayrıca gruba ait 5 yıldızlı 300 odalı 4’üncü otelimiz de 300 odalı olup kapılarını gelecek yaz 2017’nin Mayıs ayında hizmete açılacaktır.  Genel olarak değişiklikler gerektiği zaman gerçekleşiyor.  Bu değişiklikler bazen kadroda bazen de konseptte olabiliyor. Kadroda en büyük ihtiyacımız, büyüyen iş hacmine uygun oranda ve profesyonel rekabet ortamına uygun takım arkadaşları bulmak ve ekibimize kazandırmak.

Satış ve pazarlamanın başında olduğumu için söylemiyorum, gerçekten her sektörde işin kaderini “en son kısımda” satış ve pazarlama değiştirebiliyor. O nedenle bu departman bizim işimiz için büyük önem taşıyor. “En son kısmıyla” neyi kast ettiğimi açıklamak gerekirse`, Bir otelin yüzde 50 doluluğunu tüm departmanların yarattığı başarılı hizmet getirmelidir, bunu mart aylarına kadar EB döneminde ölçebiliriz. Daha sonra yönetimin aldığı fiyatlandırma karalarının doğruluğunu, yani gerçekçiliğini mayıs sonuna kadar ölçebiliriz, broşür satışlarıyla iş yapıyor mu? Bu da yüzde 25 daha doluluk getirse, oteliniz yüzde 75 dolar. En geç Haziran’da da – bilhassa Türkiye’de – aksiyon fiyatlar ve yieldmanagement – doluluk/fiyat yönetimi, devreye girer. İşte burada satış yönetimi ve yöneticileri geriye kalan yüzde 25 oranındaki boşlukları nasıl yöneteceği ortaya çıkar ve tesisin nihai kaderini, karını – zararını belirler. Tabi ki bu çok çok genel ve işi basite indirgenmiş bir özettir sadece, işimiz o kadar kolay değil. Yanlış anlaşılmasını istemem.

Zorlu bir turizm sezonu yaşayan Türk turizmi için gelecekte nasıl bir tablo çiziyorsunuz?

Genel olarak çok pozitif bakmıyorum, 30 yıllık turizm geçmişinden sonra, biraz bizler de gerçekçi olmak zorundayız. Hayalleri sinemada yaşamayı tercih edenlerdenim. çünkü Orada çok renkli ve güzel geliyor insana. 120 dakika sonra sokağa çıkınca insan yine gerçek hayata dönüyor. İş hayatı da öyle olmalı, sürekli pozitif bakmak, işi kadere yorumlamak, pek te işe yaramıyor.  Hatta ben hiç işe yaradığını görmedim. Benim gözümde motivasyon ve kadercilik iki farklı kavramlar. Birisi iş ve zaman gerektiriyor, diğeri laf salatası sadece.

Gelecek zor, ama güzel olacak. Tabi ki  hedefleri olanlara, duruşlarıyla aldıkları kararlara sadık olanlara, yolun sonunda hak ettikleri ödül ve başarı kendiliğinden gelecektir.  Başarının çoğu çalışmaktan, azı da zeka ve fırsatları değerlendirmekten ibarettir. Tüm başarılı insanlar üstün zekalı olsaydı, kimse Einstein’ı bu kadar özel bulmazdı herhalde.

Özellikle gelecek yıllar için satış ve pazarlama, bütçeleme konularında neler değişmeli ve nasıl bir yol izlenmeli?

Bu çok geniş ve detaylı ve aynı zamanda inanılmaz önemi olan bir konudur. Ancak belki bunu sadece iki cümleyle özetlemeye çalışırsak;( herkes kendine göre yorumlasın)

Akdeniz’de her açıdan en iddialı konaklama yatırımlarının olduğunu hepimiz kabul ediyoruz, peki niye Notre Dame kamburu gibi her konuda iki büklüm oluyor, taviz veriyoruz? Duruşumuzu bir gözden geçirelim, az veya çok, herkes bir şekilde başlayabilir. Bunu da sadece otelci olarak değil, genel turizmci, işletmeci olarak söylüyorum.

Bu kriz dolu yılı Türk profesyonelleri ve  devlet iyi yönetebildi mi?

Turizm haricinde kesin, zaten devletimizin ve halkımızın yaptıkları, verdikleri mücadele ortada. Buna ben değil, tüm adil değerlendirme yapan kurum ve ülkeler şapka çıkartıyor. Halen dimdik ayaktayız, duruşumuz dik ve gururla ileriye bakıyoruz. Turizmcide de aradığım budur. „Korkunun ecele faydası yoktur“ derdi babam, gerçekten de öyle. Cesaret en güzel erdemlerden biridir, bu nedenle belki bir Alaaddin Gürses çok farklı projelere imza atmıştır ve atmaya devam ediyor. „Edebiliyor” demek daha doğru, her zaman bana verilen görevler için işverenlerime müteşekkir olmuşumdur. Devlet krizi yönetiyor, ancak turizm sektörü ve profesyonelleri sadece öteliyor. Bu da sadece krizin boyutunu olumsuz yönde etkiler, ama fayda getirmez. Yaptığımız hatalarla yüzleşmemiz lazım.

 

REHBERLER TANITIMIMIZDA KATKI SAĞLAR

 

Dışarıdaki imaj ve güvenlik kaybımızı giderken için özellikle fuarlarda bu kış ne gibi bir tanıtım kampanyası uygulanmalı?

Fuarlar bana kalırsa çok önemli değil, tabi ki profesyoneller için bir görüşme ve değerlendirme platformu. Ama halka ulaşmak için uzak bir nokta. Onun yerine „tanıtım seferberliği“ ilan etmek ve bölgesel roadshow ve acenteler için düzenlenen broşür tanıtım etkinliklerine katılmak daha önemli ve faydalı olacaktır. Özel imaj reklamları ve otel tanıtımları yapılmalı. Türkiye’de çok etkileyici konuşabilen ciddi bir rehber ordumuz var. Bu iyi eğitilmiş profesyonel arkadaşlarımız zaten krizden çok olumsuz etkilendiler ve Ekim ile Nisan arasında genelde işsiz kaldılar. Bu rehberlerimizle çok farklı ve etkileyici roadshowlar yapılabiliriz, ben bunu 90’lı yıllarda başarıyla uygulayanlardanım. Bu tanıtımlar er ya da geç bize ziyaretçi olarak geriye dönecektir, belki hemen beklediğimiz artışı bulamayız. Ama imajımız açısından bir vizyon ve geleceğe yatırım olur.

Şuan Türk turizminde üç noktayı değiştirin desek bunlar neler olurdu?

  • 10 yıl inşaat yasağı getirmek
  • Her şey Dahil Sistemi sadece 25 dönüm üzeri yatırımlarda uygulanabilir kılmak.
  • Çevre düzenlemesini daha iyi yapmak.

Otele dönecek olursak, bu yılı otel nasıl geçirmiş ve bölge olarak kayıplarınız nelerdir, nasıl telafi edilir?

Bu yaz mücadele ve fiyat savaşıyla geçmiş ve halen geçiyor. Amansız rekabet ve bilinçsiz işletmecilik her kriz ortamında iyiyi de kötüyü de gereğinden daha olumsuz etkiler. Kayıplar Türk turizminde bir iki yılda telafi edilemeyecek kadar büyük. Fiyat kaybı, imaj kaybı ve erken rezervasyon yapanlar arasında güven kaybı yaşanıyor. Böyle derin krizlerde iki ya da üç belki daha uzun yıllar düzeltilemeyecek kayıplar meydana gelebiliyor. Kayıplarla sadece maddi değil, sektörden kaybettiğimiz değerli insan gücünü de unutmayalım. Telafisi elbette sabır ve daha çok çalışmak ile mümkün.

Son olarak Side Crown olarak 2017 hedefleriniz nelerdir?

2017 hedeflerimiz ilk önce müşteri memnuniyetini korumak, olabildiğince artırmak ve tabi ki önce karlılığımızı, sonra da doluluğumuz 2015 yılı seviyelerine yaklaştırmak olacaktır. Yani ilk olarak çalışanlarımızın ve otellerimizin geleceğini garanti altına almak, sonra tur operatörü partnerlerimizin bize emanet ettikleri yolcularını memnun etmek.  Dolayısıyla da büyük maddi risklerle yolcuları Türkiye’ye ve bizlere getiren tur operatörlerinin çalışmalarını desteklemek. Tüm bunları yaparken de doğru duruşumuza dikkat edebilirsek, daha ne isteyebiliriz bilmiyorum. Crown Hotellerimiz açısından da tabi ki saydıklarım önemli, ama „markalaşmak” da ivedi bir hedefimiz. Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim.

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.