OTELCİLİKTE REKABETİ ETKİLEYEN UNSURLAR

slide, TURİZM YAZARLARI, Turizmden Güncel Haberler 19 Mart, 15:10'de eklendi

K.ÜNSAL BARIŞ’IN Kaleminden… 

kunsalbaris

Rekabet kavramı, aynı veya benzer koşullara sahip olan birey veya kurumların, diğerlerine kıyasla, üstünlük sağlamak amacı ile rakiplerine karşı yürüttükleri yarışma etkinliklerinin bütününe verilen genel bir tanımlamadır.

Rekabet, kelime kökeni olarak Arapça’dan gelmektedir. Anlamı; denetim, gözetim,  kontrol ve dikkat etmedir.

Türkçe’de kullanıldığı yerler, rakip kişiler veya kurumların birbirleri ile yarışma ve liderlik halinin geçerli olduğu her yerdir.

Yazı konumun içeriği bireysel rekabet değil, kurumsal rekabet olduğundan, yazımı yalnızca kurumsal rekabet koşulları için değerlendirmeniz doğru olur.

Kurumlar, yarışma ve liderlik konusunda rekabete neden gereksinim duyarlar?

Böyle bir gereksinim duyuluyor ise, birden fazla rakip kurum var demektir. Birden fazla kurumun etkinlik gösterdiği ortamlarda, pastadan alınan payın da paylaşıldığı anlamı çıkar.

Kurumların pastadan daha fazla pay alabilmeleri için farklı bir çaba içinde olmaları gerekir. Gösterilecek olan bu çaba etkinliğinde, kurumların diğerlerine kıyasla var olan veya var olduğunu iddia ettikleri kendi artılarını ortaya çıkarmaları yarışına rekabet diyoruz.

Rekabet koşullarının oluşabilmesi için, ortada bir talep olması gerekir. Talebin oluşabilmesi için, bir cazibe, bir hedef ve bir amaç olması gerekir.

Turizm sektöründe bu cazibe, hedef ve amacın Türkiye’de fazlası ile mevcut olduğunda herkes mutabıktır. Bunları; Doğa güzelliği, tarih zenginliği, kültürel zenginlik, temiz deniz, kaliteli kum, kaplıcalar başta olmak üzere, sailing, diving, tracking, rafting, para-gliding, avcılık, fuarcılık, kongre olanakları v.s. gibi çoğaltmak mümkündür.

Dünya insanlarının bu gereksinimlerini giderebilmeleri için güvenli, rahat ve yeterli ulaşım ağına, ülke içi trafik düzenine, toplum güveninin sağlanmış olmasına, hijyenik koşulların oluşmuş olmasına, sokaktaki fiyatların kontrol altında tutulmasına, ülke insanlarının güler yüzlü olmalarına gereksinim vardır.

Şayet gezginler (turistler), yukarıda sıraladığım ana parametreler konusunda umduklarını yeterince bulabiliyorlarsa, sıra dünya standartlarında otel ve benzeri tesislerinin varlığına geliyor.

Gezginlerin yukarıda sıraladığım parametreleri ülkemizde bulup bulmadıklarının üzerinde durmak istemiyorum, çünkü bu ayrı bir inceleme ve yazı konusudur. Ama artık ülkemizde dünya standartlarında otel sayısı çoğalmış ve bu otelleri yönetecek yöneticiler, kadrolar ve teknoloji de mevcuttur.

Nitelikli otel sayısı çoğaldıkça, rekabet ön plana çıkıyor. Rekabeti etkileyecek, yönlendirecek, özendirecek koşullar da gündeme düşüyor.

Otel yönetimleri, diğer otellere kıyasla kendi otellerinin farklılıklarını, ayrıcalıklarını, avantajlarını, niteliklerini, ortaya çıkarmak için rekabet adını verdiğimiz bir çaba içine giriyorlar. Daha doğrusu, ayakta kalabilmek için çaba göstermek zorundadırlar.

Rekabet konusunda dünyada alışılmış olan genel eğilim ve politika; “düşük fiyat, yüksek kalite” dir. Bu kriterlere artık farklılık kriterinin de eklenmesi gerekli olmuştur.

Düşük fiyat, yüksek kalite ve farklılık ile rekabette üstünlük sağlamak mümkün müdür? Mümkünse nasıl mümkündür?

Düşük fiyat, yüksek kalite ve farklılık ile rekabette üstünlük sağlamak tabii ki mümkündür, ancak, bu konu yöneticilerin sahip olduğu eğitim, bilgi, deneyim, otel olanakları, bütçeleme incelikleri ve beceri yeteneğine göre değişkenlik arz eder.

Bu bağlamda, bazı yöneticilerin rekabet başarısını kolaylaştıran veya zorlaştıran sabit ve değişken etkenler üzerinde durmak gerekir.

 Bunlar nelerdir?

 

  1. Patron faktörü,
  2. İşletmenin konumu,
  3. İşletmenin projesi,
  4. İşletme donanımında uygulanan teknoloji,
  5. Doğru otel işletim sisteminin seçimi,
  6. Bina mefruşatındaki nitelik ve standartlar,
  7. İşletme araç ve gereçlerinin nitelik ve seçimi,
  8. Pro-aktif yönetim,
  • Çalışanların çalışma standartları,
  1. Kurum imajı,
  2. Doğru fiyat politikası,
  3. Profesyonel denetim,
  4. Sürekli eğitim programı,
  5. Sürekli işletme bakımı,
  6. Ekip çalışması,
  7. Tanıtım ve reklam faktörü,
  8. Çalışanlarda kuruma aidiyet duygusu ve görev sevgisi,
  9. Dünyada ve Türkiye’de politik, ekonomik ve sosyal gelişmeler,
  10. Devletin turizm politikaları.

Gördüğünüz gibi, rekabetin başarı ile sağlanabilmesi oldukça çok etkene bağlıdır. Bunlardan birisinin dahi yokluğu veya olumsuz gelişimi, rekabette zafiyeti de beraberinde getiriyor.

Bu bağlamla, rekabette başarı sağlanabilmesi için yalnızca yöneticileri sorumlu görmek ve yöneticilerden sihirbazlık beklemek doğru bir yaklaşım olmaz.

Şayet, yukarıda sıraladığım kriterlerin pozitif varlığına rağmen, rekabette başarı sağlanamamış ise, işletmecilerin yöneticilerini hemen suçlama, karalama veya hesabını dürme gibi yanlış ve fevri girişimleri yerine, öncelikle; yöneticinin kariyer yetkinliğini, deneyimini, ciddiyetini, dürüstlüğünü, iyi niyetini ve bu amaca yönelik gösterdiği çabaları dikkate alarak, sorunun ne olduğunu anlamaya çalışmalıdırlar.

Unutmamak gerekir ki, bir yönetici, bir işletmede ne kadar uzun soluklu görev yaparsa, işletme hakimiyeti de o kadar güçlü olur. Yöneticinin işletme hakimiyetinde güç kazanması ise, işletme başarısının önünü açan önemli etkenlerden birisidir.

Amaç; Bağcıyı dövmek değil, bağdan üzüm yemek olmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.