ALİ KIZILDAĞ: “DENGELERİ DESTİNASYON LEHİNE ÇEVİRMELİYİZ”

 

GM  ÖZEL HABER 

Calista Luxury Resort Genel Müdür Ali Kızıldağ ; Türk Turizminin son durumunu, 2018 yılını ve hükümetin turizm sektörüne bakış açısını keyifli bir sohbet eşliğinde değerlendirdik.

Düşen fiyatlar konusunda 2018 yılında yöneticiler nasıl bir yol izlemeli?

Son iki yıl Türk turizmi için duraklama ve gerileme devri olarak ifade edebiliriz. Belli pazarlarda yaşanan kayıplar diğer pazarlarda ciddi anlamda rekabete neden oldu. Bu rekabet ortamı içerisinde de hem konaklama fiyatları hem de sunulan hizmet kalitesinden ödünler verildi. Önemli olan kaç kişinin geldiği değil, ne kadar para kazandığımız ve ülkemize ne kadar döviz girdisi sağlandığıdır. Bu anlamda hepimizin bildiği gibi verdiğimiz kayıpların boyutu çok büyüktür. 2018 yılını ele alırsak; özellikle 2017 yılının son aylarında Avrupa pazarı hareketlendi. Almanya’dan gelen rakamlar 2 Milyonlara ulaştı. 2018 için 2016 yılına göre toparlanma yılı olacaktır. Artık 2018 ve sonrasındaki yılların Türk turizminin yeniden koştuğu ve rekorlarla kendini tekrar ispat ettiği yıllar olmalıdır. Bu nedenle 2018 geçmiş yılların yaralarının sarıldığı ve yeni projelerin gerçekleştirildiği yıl olması adına tüm paydaşlar olarak gerekli adımları atmalıyız. 2018 yılında çok olağan dışı olaylar yaşanmadığı takdirde Rus pazarı daha çok parlayacak ve Avrupa Pazarı da toparlanacaktır.

Türk turizmi ne zaman para kazanmaya başlayacak?

2017 yılında gereken paraları kazanamadık.  Düşük olarak ifade edilen kişi başı gelirleri 700 Dolar’dı, bunlar geçtiğimiz yıllarda 500 Dolar’lara kadar geriledi. Kişi başı harcamaların 700 Dolar’dan 1000 Dolar’lara çıkmasını sağlamalıyız. Gerileme dönemlerinde sektör temsilcileri olarak kalitenin ve fiyatların korunması konusunda işletmeler çok dirençli olmalı. Devletin bu konuda sektörün yanında olması konusunda ifadelerimiz vardı, devlet belli konularda teşvik verdi. Özellikle istihdamın desteklenmesi konusunda devlet desteğini aldık.  Vergiler konusunda istenilen destekleri alamadık, bu konuların devlet tarafından tekrardan ele alınması gerekir.

Eskiyen otellerin yenilenmesiyle ilgili mutlaka ek teşvikler çıkarılmalı ve tahsis sürelerinin uzatılması konularıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Umarım Bu konular kısa zamanda sonuca ulaşılır. çünkü birinci nesil otellerimiz hem ulusal hem de uluslar arası alanda rekabet güçlerini yitiriyorlar. rekabet gücümüzün yitirmek demek, destinasyon olarak rekabetimizi yitirmemiz anlamına gelir. Bu konuların ivedilikle çözümlenmesi şart.  Fiyatların tekrardan belli seviyelere ulaşması için tur operatörlerinin konaklama sektörüne uyguladıkları baskıdan vazgeçmeleri ve konaklama sektörünün de bu baskılara karşı dik durmaları gerekmektedir.

Servis ve kalite anlamında ödün veren otellerimiz oldu. Bu da misafir memnuniyetini etkiledi. En önemli rekabet ögemiz fiyat ve hizmet dengemiz, değil mi?

Öncelikle her şeye rağmen ülkemiz fiyat kalite dengesi anlamında dünyadaki en iyi üç destinasyondan biri. Son yıllarda yaşanan krizde ayakta kalabilmek adına turizm işletmeleri bir takım tasarruflara gitmek zorunda kaldılar. Tehlikeli ama aynı kalite ve fiyatı başka bir ülkede almaya başlarsa hem ülke olarak hem de ülke olarak kaybetmeye başlarız. Burada dengeli bir politika yürüterek kamunun ve özel sektörün birlikte çabalarıyla ve farklı arayışlar içine girerek tekrar dengeleri destinasyonun kalitesi lehine çevirmemiz gerekiyor.

Pazar çeşitlendirmesine gittiniz mi, pazar çeşitlendirilmesi konusunu değerlendirir misiniz?

piyasa kendiliğinden dengesini buluyor.  işletme olarak özel bir çaba harcamanıza gerek kalmıyor, kendiliğinden piyasa koşullarına uyuyorsunuz. pazar çeşitliliği konusunda özellikle Antalya bazında “Avrupalı turist gelmedi, otelleri Orta Doğulular doldurdu” söylemine inanmıyorum. 1 milyon ve üzerinde turistin geldiği ana destinasyonlarımızı değerlendirmeliyiz. yoksa 1000 kişinin geldiği destinasyonlarda yüzde yüz artış yaşandığını ifade etmek ile pazar çeşitlenmez. asıl enerjimizi büyük işler yapacağımız destinasyonlara harcamalıyız. biz ana pazarlarımızda almamız gereken sayıları alamıyorken, hiç olmayacak örneğin Çin pazarından Antalya’ya turist gelmesi için uğraşmayalım.

Turizm nasıl kurtulur ?

Dünyada bir takım yüzde 4- 4 buçuk gelişiyor. Biz kriz dönemlerini saymazsak Türk turizmi yüzde 10 oranında büyüme rakamlarını gerçekleştirmeyi başarmıştır. rekorlarla bu seviyelere gelmiş ve dünya turizmde yerini almış bir turizmi eski seviyelere taşımak ve daha ileri götürmek olmalı. biz buna kurtuluş projesi değil de turizmin daha iyi olması açısından yapmamız gerekenleri sıralayacak olursak; ciddi anlamda mass turizmi yapmaktayız. bunun bir adım ötesine nasıl geçeceğimizle ilgili senaryolar geliştirmeliyiz. İmaj kaybımızı düzeltmek için 2018 ve gelecek yıllarda öncelikle, Türkiye’nin normalleşmesi ve bunu hızlı bir şekilde turizm neferleri olarak bizlerin tüm dünyaya yayması şart. diğer yapılması gerekenlerden önemli bir limitsiz artmış arza sınır getirmeliyiz.  çok başarılı bir turizm şurası yapıldı, bunun her sene geliştirerek devam etmesini yapmalıyız. yatak artışını sınırlandırarak belki bazı bölgelerde sınırlandırarak, Türkiye’nin sürdürülebilir çevre projelerine, şuanda dünyada trend olan ve turistlerin karar vermesinde etkili olan sosyal sorumluluk projelerine ev sahipliği yapıp bunları da dünya kamuoyuna çok iyi lansmanını yaparak Türkiye’nin farklı algılanmasını sağlamalıyız. çünkü yatak yapmakla turizm olmaz. Ayrıca diğer önemli bir konu da turistik destinasyonlarda yaşayan herkesi turizm politikasıyla eşleştirmeliyiz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz son üç yılda güçlü ülke olmak gerektiğinin farkına vardık. Güç de ekonomiden geçmektedir.  turizm sektörünün önemi Türkiye’de hükümet tarafından anlaşıldı. bu durum biz sektör temsilcilerini çok mutlu ediyor. artık Türkiye’nin milli turizm politikası olması gerekiyor. çünkü bu sektör dışarıya bir kuruş bile ödemeden 40 milyar dolarlık döviz girdisi sağlamış. Bu 40 Milyar Dolar’ların 100 milyar dolarlara çıkmaması için hiç bir sebep yok. bu sektör herkesi etkiliyor. bu güçlü ve dinamik sektörün bir milli bir politikası olması ve ülkede herkesin bu politikaya dair görüşünün faaliyetinin olması şart. eğer bunu gerçekleştirirsek turizmde çok daha farklı yerlere geleceğimize inanıyorum.

 

 

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.