NEVZAT ÇELEBİ : “KARİYERİNİZDEN SİZ SORUMLUSUNUZ”

Kariyerinizden, zevklerinizden ve sarı, siyah hatta beyazlayan saçlarınızdan siz sorumlusunuz.

Bunu imaj her şeydir manasında söylemiyorum. Günümüz iş dünyasının acımasızlığından ve yıpratıcı şartlardan koşullardan dolayı söylemek istedim. Kariyeriniz sizi siz de kariyerinizi hiç bırakmayın.   Bu sabah rutin saatimden çok daha erken uyandım ve kalktım.

Daha gazetem bile gelmemişti kapıya.  Terasa çıktım çiçeklerimi suladım. Ne yapılır bu saatte neden ayaktayım diye söylendim kendi kendime. Köpeğimi dışarıya çıkartmak için de çok erkendi. Aldım dostu çıktım baya bir yürüdük. Birkaç parkta oturduk.

Dönüşte yine oturdum çalışma masama ve bilgisayarı açtım. Daldım sanal alemin içine, dibine. İş arayanlar, eş arayanlar flört edenler, arayan arayana herkes burada. Ülkem insanının anlaşılması çok zor. İlginç yaş aralıklarında inanılmaz sayıda insan kendisine göre oluşturduğu kriterler doğrultusunda eş arayışına girmiş. T kanalları bile bundan beslenir hale gelmiş durumda.

Gün içerisinde ve hatta hafta sonu gece yarılarına kadar adı ve senaryosu ne olursa olsun kısa tanımı ile çöpçatan programları ve diziler, yanı sıra o ses ve survivor popüler olarak rövanşta.  Herkes iş, aş ve kariyer peşinde bazı kariyer makalelerini okudum. Kariyerinden sen suçlusun! Dedim kendi kendime.  Bazı yazılarda yazanların analiz yeteneğine diyecek yok doğrusu.

Genel olarak tek etkene bağlanmış kariyer başarısızlıkları kime mi?  Çalışana! Tabi ki. Günah keçisi ilan edilmiş Çalışan!!!

Kimse kariyer başarısızlığından ötürü şirketinin politikasını (tabi bi politikası varsa çalışılan şirketin), sistemini (varsa tabi sistem diye bir şey) suçlamasın bütün suç sizin hanımlar, beyler.. (Çalışanlar için söylüyorum.)  Çünkü kim ne ederse kendine eder.

Kariyerinden sen sorumlusun, suçlusun!  O kadar iş imkanı var kariyer planı sunan profesyonel şirketlerin sayısı o kadar fazla ki, şirketler için en önemli olan çalışan, çalışanlar.  (İşsiz iş arayanların yüzüne bakan yok.) O nedenle diyorlarya iyi iş işsizken aranarak bulunmaz. Çalışırken bulunur diye. Sizin 3 kuruşa etinizden sütünüzden yününüzden yararlanmaya çalışmıyor kimsecikler. Ülkemizde tüm çalışanların herşeyi yasal ve sosyal haklarınızı sonuna kadar veriyorlar. Zaten günlük gülistanlık bir ülkede yaşıyoruz. Geçim çok kolay bir süre işsiz kalsanız ne olacak kariyer hedefiniz doğrultusunda bir iş bulmak için yaptığınız birikimlerle gül gibi geçinir gidersiniz bir süre… (Birikim dediğiniz nedir ki bu ülkede çok kolay yapılıyor nasıl olsa.)  Siz halen kariyer başarısızlığınız nedeniyle başkalarını suçlayın bakalım sizi gidi günah keçileri sizi…  Zamanın ve modern hayatın köleleri sizi.   Neticede hepsi aynı kapıya çıkıyor; suç, ceza, ödül, mutluluk, mutsuzluk, başarı, başarısızılık…  Hepsinde sonucu sorumluluğu ne kadar aldığımızı veya almadığımızı, sahiplenmek belirliyor.  Aslında her şey bizde, kendimizde bitiyor…  Neye inandığımız, neyi istediğimiz ve bunlara göre yaptıklarımız, yapmadıklarımız.  Bunun dışındaki açıklamalarsa gerçeği yansıtmıyor.  İstediğimiz kadar ret edelim… Durum bu!

Yakın zamanlara kadar kurumların, çalışanları için hazır kariyer planlarının, buna benzer sistemlerin ve, veya pozisyonun önünün açık olması önemli tercih ve sevilme nedenlerinden, kurumsallaşmış olmanın ön koşullarından biri idi.  Çoğu kurumda da hala böyleymiş gibi yazılı olarak var. Fakat uygulamada yok.  Yazılı sistem, prosedürler geçerli kabul ediliyor fakat uygulanmadığı, uygulanamadığı için pek işe yaramıyor…   Yarasaydı çalışanlarda genel bir mutluluk, başarı hali, şirketlerde kazanç içinde yüzme durumu olurdu…

Genel görünüm pek öyle söylemiyor. Ne çalışanlar, ne patronlar, ne yöneticiler… Gerçekte kimse halinden, işinden, bu ortam ve alış-verişten memnun değil neticede.    Sorulduğunda onlarca neden ve analiz, diziliyor arka, arkaya…    Ve artık fark ediliyor ki aslında; Kullanıma hazır, kariyer planlaması ne alınası, ne de başka ellere teslim edilesi bir sorumluluk.

Verim, performans ve üretim artışına neden, çare de değil neticede!  Buna istekli çalışan ve üreten insan sayısı da gün geçtikçe yok oluyor.   Tesisler sadece bir platform ortam. Burada ortaya konulan iş, işleyiş, hizmet ile amaca, vizyona ulaşmak için, şartlar gereği olanaklar ve olanaksızlıklarla dolu olan bir olasılıklar silsilesi almış başını gidiyor.  İnsan kaynakları yaklaşımları ve işleyiş; dönemin, çağın gereği, geleceğin yeni başarı ve beklenti kriterlerine göre hızla değişkenlik ve gelişim içerisine girerek yukarıdaki eğilimlere göre yoğrularak gün geçtikçe daha da tutarsızlıklarla ve sorumsuzluklarla çevriliyor.  Günümüz global, küresel dünyasında kısaca hiç kimsenin kariyerinden, geleceğinden kurumlar, sektörler, bir başka kişi, kişiler değil; Bizzat herkes kendisi, kendisinden sorumlu.

Bu ortamda her çalışan kendi gelecek planlarını yapmalı.  Ve tabiii ki bunları hayata geçirmek içinde çok ama çok çalışmalı başka bir yol yok.    Yoksa kariyerinizden, zevklerinizden ve sarı, siyah hatta beyazlayan saçlarınızdan ve da siz suçlu ve sorumlusunuz, ona göre.

Kimse bizi kendimize sakladığımız bilgi, beceri, deneyim ve tarzla anmaz.

Eğer bu gün paylaşmazsanız; yarın da düne benzeyecektir.

Eğer hiç paylaşmazsanız çok ta önemli değil zaten.

Hissettiklerinizi söyleyin. Düşündüklerinizi yapın.

Ölüm yaşlanmakla değil; Unutmak ve unutulmakla gelir.

Unutmadan, Unutulmadan; Güzel olan her şeyi ve sevgiyi paylaşmak umudu, dileği ile.

SEVGİ VE IŞIKLA KALIN

Okumakta ve Okutmakta yarar var.

Gerisi Size Kalmış.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.