MELEN ULUTÜRK- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK

Melen Ulutürk, TURİZM YAZARLARI 8 Kasım, 11:49'de eklendi

1530368_10152118077394788_171679327_n

 

MELEN ULUTÜRK- BARSELONA

Son iki yılda birçok ülke ulusal basınında ilginç haberler serisine geniş yer verildi, haber içeriği garip ve anlaşılabilir türden olmadığı için okuyucuların hayli ilgisini çekti.

Barselona şehir yönetimi gelen turist sayısının son yıllarda çok yükseldiği için memnun değildi ve kısma yöntemleri üzerinde çalışmalar yapma niyetindeydi.

Konunun ilginç yanı şudur ki; haber içeriği gerçekti ve bu şekilde düşünen yalnızca Barselona şehir yönetimi değildi, yıllar içerisinde apartmanları turistler tarafından çevrili kalan yerli halkta böyle düşünüyordu.

Yabancı ülke okuyucuları, çıkan haberlerin altında sık sık  karşı olumsuz fikir belirten yorumlar bırakmaktaydı ve İspanyolları çeşitli ithamlar yakıştırmaktaydılar.

Konu gerçekten İspanyol basınında da enine boyuna tartışıldı, şehrin birçok noktasında turist karşıtı pankartlar asıldı, bazı semtlerde halk küçük çaplı yürüyüşler ve protestolar düzenledi.

Konunun aslı şu ki özellikle 1992 Olimpiyatlar sonrasında şehre gelen turist sayısı her yıl geçtikçe artmış, öyle ki bazı yıllarda ana havalimanı olan El Prat’a 17 milyon turist inmiş, bunun dışında bölgeye Girona ve Reus havalimanları üzerinden ve bunun yanı sıra, bir de Andorra ve Fransa sınırlarından karayolunu kullanarak çok sayıda turist girmektedir.

Gün ve gün şehir doğal haliyle taşıyabileceği kapasitesinin üzerinde turist almaya başlamıştır. Zorlandıkça çareler ortaya çıkmış, İspanya’ya özgün tapas barların yerine, fastfood restoran ve kafeler türemiş, Barselona şehrine özgü butikler birer birer yok olmaya başlamış ve yerine dünyanın herhangi bir şehrinde görebileceğiniz markalar yerini almış, öyle ki dün İstanbul’da veya dünyanın herhangi bir yerinde görmüş olduğunuz gömleğin aynısını Barselona mağaza vitrinlerinde görmek mümkün olmaya başladı. Yıl boyunca devam eden turizmin, birçok dükkan, kafe ve restoranı devamlı müşteri kaygısından yoksun kılmış ve dolayısıyla gün içinde daha hızlı ve çok turist “devir daimi” için kalite kavramı her açıdan göz ardı edilmiştir. Şehir kendi benliğini ve ruhunu kaybetmeye başlamış, Barselona’yı Barselona yapan olgu körelmiştir.

Bugün şehrin turistler için bir numaralı uğrak yeri olan ünlü La Rambla Caddesi’ne yerli halk artık gelmiyor ve buna benzer şehir ile özdeşlemiş birçok nokta sayılabilir.

İşte bu sebepten dolayı çok geç olmadan yerel yönetim çeşitli önlemler dizisi üzerinde çalışmakta ve bazıları hayata geçmeye başladı bile. Konuya turizm açısından bakıldığında, ana amaç turistlerin yıllar boyunca buraya gelmelerine sebep olan ruhu geri getirmek ve korumak, bu sayede de sürdürülebilir turizm korumak.

Barselona aslında yalnızca bir örnek, İspanya’nın genelinde doğallığı korumak için yaygın ve net turizm politikaları izlenmektedir.

Plajlar doğal halinde kalmaları için yasalar mevcut, denize sıfır otel veya herhangi işletme inşa etmek imkansıza yakın bir şey, buna Beach Club tarzı işletmeler dahildir.

Beş yıl önce ülkeye ilk görev icabı gelişimde plajları gördüğümde çocukluğumu hatırlayarak nostalji yaşamış oldum, insanlar spontane bir şekilde plajın herhangi bir kısmına havlusunu kuma sererek güneşlenmekteydiler ve bundan dolayı da son derece mutluydular. İspanya plajlarında şezlong kullanımı imkanları olmasına rağmen, yerli ve yabancı turistler tarafından tercih edilen güneşlenme şekli değildir.

Doğallığı koruma eğilimi müzeler için de geçerli, İspanya’nın birçok müzesinin önünde uzun kuyruklar görebilirsiniz, ancak müze yönetimleri bu kuyrukta bekleyenlerin tamamına hizmet vermek yerine, kuyruğa girecek ziyaretçi sayısını düşürmek üzerine çalışmalar yapmaktalar. Bunun örneklerinden birisi dünyaca ünlü Parc Güel müzesidir.

Sonuç olarak, gerçek şudur ki tüketici turist olmadan aklına şu veya bu ülke geldiğinde, oraya özgün kültür, gastronomi, doğa, mimari ve benzer olguları görmek, hissetmek, yaşamak ister. Kendisine yapay oasisler sunduğumuz takdir de ise, aynı turisti bir daha getirebilmek ancak cazip fiyatlar ile mümkün olabiliyor.

Mevlana’nın sözü aslında konuyu özetliyor, “Ya olduğun gibi görün, …”!

Yazımı Türkiyemizde yaşanan son derece üzücü darbe girişimi konusu ile tamamlamak istiyorum. Girişim öncesinde İspanya’da Türkiye denince akla ilk önce İstanbul, Kapadokya, Pamukkale ve Efes gelirdi, birçok arkadaş ve partnerden Türkiye turistik tavsiyeler soruları alıyordum.  Şimdi ise 15 Temmuz’dan bu yana ilk görüştüklerim bana darbe girişimi ile ilgili sorular yöneltmekte! Umarım doğru turizm politikaları ile bu olumsuz imajı güzel ülkemizin üzerinden kısa sürede atabiliriz!

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.